Doğ ki doğalım..!

Dinimiz hakkında hertürlü bilgi

.:LaHuTi:.
Yönetici
Yönetici
Mesajlar: 1226
Kayıt: 11 Haz 2008 15:08
Ruh Hali: Yorgun
Cinsiyet: Kadın
Burç: Başak
Takım: Fenerbahçe

Doğ ki doğalım..!

Mesajgönderen .:LaHuTi:. » 26 Nis 2011 20:12

Hoş geldin ey Kâinatın sebeb-i vücudu.
Dünyaya bir çiçeğin açabilmesi için bir bahçede; hava, su, toprak, güneş gibi sebeplerin var olması da gerekiyor. Onların var olabilmesi için de yine bir sebep gerekiyor. Hem o
sebepleri var edecek hem de o sebepler üzerinde hüküm ve tasarruf sahibi olacak. Çünkü bir güzellik varsa, o güzelliğe sahip olup onu yapmasını bilen bir Sanatkâr da olmalı ki, sanatını göstermek için bir sebep olsun. Ve açtığı sergi yerinin hangi sebeple açıldığını bilip, anlayıp o Sanatkârı tanıyıp O’nu hoşnut eden bir Rehber. Ve o güzelliklerin anlaşılıp anlatılmasının sergiden daha önemli olması da o kişinin ne kadar önemli olduğunu apaçık gösterir. Yani o sarayın tanıtıcısı olmazsa o serginin açılmasının da bir anlamı kalmaz. Tanınmak için açılan bir serginin tanıtıcısı yoksa o sergi açılması anlamsızlığın kurbanı olur.
Elhasıl: Kâinat Sarayını kuran ve tanınmak isteyen Zat kendisini bütün isimleriyle, sıfatlarıyla, bütün özellikleriyle tanıyan ve bütün âleme tanıtan mükemmel birinin varlığına bağlamış bütün mahlûkatın varlığını.
Sen olmasaydın biz de olmayacaktık.
Sen varsın ki biz de varız
Eğer sen olmasaydın;
Ne, ben, esere sanatkârı adına bakacaktım,
Ne sanatkârı eserleri, fiilleri ve isimleriyle tanıyacaktım,
Ne sanatkârın tanınmak için kâinatı yarattığını,
Ne de benim dünyaya gelişimin O’nu tanımak olduğunu anlayacaktım.
Sen bize;
Kâinatın tılsımını ve sırlarını keşfettin ve öğrettin
Sen bize, binaya bakıp ustayı
Kitaba bakıp kâtibi
Eşyaya bakıp sanatkârını
Dünya sarayının Sultanını
Kâinat mülkünün Sahibi ve Mâlikini
Rızkın Rezzâkını, ihsanın Muhsin’ini, cemalin Cemîl’ini, celalin Celîl’ini, kudretin Kadîr’ini, hayatın Hayy’ını gösterdin.
Eğer sen olmasaydın;
Nihayetsiz acizliğimle bütün mevcudata mütezellilane ibadet edip,
Nihayetsiz fakirliğimle her şeye ve herkese dilencilik edecektim.
Nihayetsiz kusuratıma karşı bir rehberden ve her şeyin en doğrusunu yapmaktan mahrum olacaktım.
Kâinat dolusu ihsana karşı esbaba teşekkür edecektim, onlarda benim gibi aciz, fakir ve şuursuz ve iktidarsız oldukları halde.
Sen; nihayetsiz acizlik ve fakirlikle nihayetsiz bir Kudret’e ve Rahmet’e sığınıp, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hadisenin karşısında titremeden kurtulmayı öğrettin.
Eğer sen olmasaydın;
Geçmişi bir mezaristan ve geleceği fırtınalı ve dağdağalı bir yer olarak görecek, kâinat bir mâtemhâne şeklini alacaktı.
Mevcudat ecelin tokadıyla inleyen kimsesizler topluluğu olacaktı.
Hayvanat musahhar memur değil, ecnebi ve düşman olacaktı.
Kabir saadet saraylarına açılan bir kapı değil, bir kuyu olacaktı.
Sensizlik idam edip, yokluğa ve hiçliğe atarken, seninle mevcudat hayat bulur.
Sen bize;
En Büyük’ü keşfettirdin.
O’nu buldurup hadsiz elemlerden kurtardın
Mevcudatın ve mahbubların idam edilmeyip, vazifeden terhis edilip huzurla fani dünyadan
baki bir âleme geçtiklerinin müjdesini verdin
Ölüme bakınca haşri,
Kabire bakınca ebed memleketinin saadet saraylarını gösterdin.
Dünyanın fani cam parçalarının yerine baki elmaslar kazandırdın.
Eğer sen olmasaydın;
Gökteki güneşe bedel, yıldız böceğiyle yolumu aydınlatmaya çalışacaktım.
Fırtınalı ve dağdağalı karanlıklı hayat yolunda güneşten mahrum olup şimşeğin aydınlatmasıyla yolumu bulmaya çalışırdım.
Evet, Zatında bütün Kemal sıfatları bulunduran bir Zata senin gibi insaniyetin kemaline çıkmış bir Muarrif, Abd-i Külli ve Rehber-i Ekmel bir zât; kâinatın vücubunun ötesinde bir lüzuma sahip, elbette olmalı idi ve olmuş.
Seninle varlığın şuuruna erdim
Seninle var edeni tanıdım
Seninle bana hadsiz nimetleri verene şükredip memnun etmeyi öğrendim.
Seninle bütün mahlûkat üstünde bir mevkie çıktım.
Seninle mahlûkata dilencilikten kurtulup, onların hizmet ettiği bir mutasarrıf konumuna geldim.
Seninle güzel bakıp, güzel görüp, güzel düşünüp hayattan lezzet almasını öğrendim.
Seninle kâinatın hakiki manalarını anladım.
Seninle hiçbir şeyin ne tesadüfen, ne tabiat eseri olarak, ne de kendi kendine olamayacağını anladım.
Seninle bana ihsan edilen 24 altın hükmündeki 24 saati, bana ihsan edenin memnun olacağı şekilde kullanıp fani dakikaları ebedileştirdim.
Seninle fani ve maddi değerler baki ve paha biçilmez bir hal aldı.
Seninle her şey maddi kıymetinin ötesinde bir değerle sanat eseri ve bir benzeri olmayan şaheser olarak kıymetlendi.
Sen doğdun Kâinat doğdu
Sen doğdun Kâinata güneş doğdu
Sen doğdun Kâinat Nur’a gark oldu
Sen doğdun İnsan doğdu
Sen doğdun hem madde, hem mana doğdu
Doğan bütün herkes ve her şey doğumunu sana borçlu
Sen olmasaydın Mevcudat olmayacaktı
Sen varsın ki biz varız
Âlem sana minnettar!
Hiç ölmemek ve ebedi yaşamak üzere doğuşumuzun sebebi olan insanın (a.s.m.) doğması, kâinatın doğması demektir.
O halde senin doğum günün hepimizin doğum günü.
Doğum günümüz kutlu olsun


Osman Yiğit- Genç Yaklaşım Dergisi


Bana "Çağ Dışı"diyorLarmış..Ne büyük bir "ONUR"!
Ben bu çağın Dışında kaLmayayımda içinde mi boğuLayım ?
Necip Fazıl Kısakürek


"YALAN" Zeka işidir.. dürüstlük ise Cesaret..
Eğer "ZEKAN" yetmiyorsa yalan Söylemeye..
Cesaretini kullanda "DÜRÜST" olmayı Dene.
Necip Fazıl Kısakürek

“İslam ve İnsan” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir