Elde Var İnsan...

Okunmaya değer kitapları tanıtın

.:LaHuTi:.
Yönetici
Yönetici
Mesajlar: 1226
Kayıt: 11 Haz 2008 15:08
Ruh Hali: Yorgun
Cinsiyet: Kadın
Burç: Başak
Takım: Fenerbahçe

Elde Var İnsan...

Mesajgönderen .:LaHuTi:. » 01 Eki 2008 14:44

....................

Vücudumuz düzenli işleyen muazzam bir makine gibi.Hiç aksamadan işleyişine devam ediyor.Fakat biz olup bitenden o kadar bihaberiz ki,elimizi bile kendimiz kaldırıyoruz zannediyoruz.Biz sadece niyetleniyoruz,yaptığımız sadece bu.
İnsan niyetten ibarettir.Boşuna buyurmamış Efendimiz:
"Ameller niyetlere göredir."
Kitabın sonunda zaman ve mekan algımız üzerine çok güzel bir tasvir var.Kainat 'beyaz bir sayfa'ya benzetilerek Yaratıcının yerine değinilmiş.
Yazar,'İnsan'ı böylece şiirsel bir dille tarif ettikten sonra evrimcilerin tezini bir de kendisi çürütmüş.

Kitaptan alıntılar:(Ayrı ayrı organlar hakkında)

Ana rahmine düşmeden önceki halimiz hakkında:

-Gözlerim yoktu,gözlerimin olmadığını görecek gözlerim de yoktu.
-Derin bir yokluğun içinden varlığa doğru yolculuk yapmak
-Elim yoktu,senin 'Kudret Eli'ne tutundu ellerim
-Sağırdım,bana bir sen kulak verdin
-Ayaklarım yoktu,beni varlığa Sen yürüttün

Yüzümüz hakkında:

*Her şey yüzümüz sayesinde mümkündür:var sayılmak da,adam yerine konulmak da,hatırı bilinmek de
*Yüz ifadesini azalatmaya yönelik her hareket "Ben yokum!" mesajını taşır.
*İnsanın simasından ruhunun simyasına geçmek mümkündür.
*Rahmeti resmetseydik,herhalde bir insan yüzü çıkardı karşımıza
*Işığı karanlığa düşmekten kurtaran da,yüzün sırrıdır.

Elimiz hakkında:

*Bazı işler bize bırakılmamıştır.Mesela çiviyi çalmak için çekice uzanmamız,onu kavrayıp çakmamız bir sürü karmaşık kas,eklem işlemlerinin düzenli bir biçimde yapılmasını gerektirir.Bunu da kısa bir süre içinde bizim yapmamız imkansızdır.Biz sadece çekice uzanarak niyetimizi belli ederiz.
*El hareketlerinde mutlaka başparmağa başvurulur.

Dilimiz hakkında:

*Dilimiz sözü dışarı,lezzeti içeri taşır.

Dokunmak hakkında:

*Dünyadan ayrılacağımız anda,dokunma duyumuzu en yoğun yaşadığımız elimiz çözülür,avucumuz boşta kalır;varoluşla temasımızı kaybederiz.
*İnsan dokundu mu ruhuyla dokunur,ruha dokunur.
*Öğrencilerin sırtını sıvazlamak ya da başını okşamak önemlidir;saldırgan davranışların azalmasını sağlar.
*O kadar etkilidir ki,peygamberlerden bazıları da(Hz.İsa ve Hz.Muhammed) hastaları dokunmak(mesh) suretiyle tedavi ederlerdi.

Koku hakkında:

*Bitkilerin koku veren kısmına öz/ruh anlamına gelen esans denmesi kokunun maddeye bağlı ama maddeden öte bir cevher olduğunu haber veriyor.

Kulak hakkında:

*Kulak kepçemiz dümdüz olsaydı sesi kafamızın 'içinde' duyacaktık:kulaklıkla müzik dinler gibi.
*Kulağımızın iki adet olmasının nedeni sesin derinliğini algılamak içindir.

Dil hakkında:

*Dil hem tat alma hem de konuşma organımızdır.Kültürümüzde sohbet ile sofranın aynı mekanda buluşması da tesadüf değildir.
*Kelam,ruhun tene ilk temas yeridir.
*Aşk,dilsiz sessiz kalır.



*Bir şey ne kadar koruma amaçlıysa o kadar estetikten yoksundur.Tam tersi de böyledir.Ama vücudumuz bunun zıddını gösterir.Estetik ve dayanıklılık bir aradadır.
*Taşı başına yastık yapan mazlumun rüyası,kalbi taşlaşmış zalimin rüyasından daha az güzel değildir.
*Bu an bir daha tekrarlanmayacak,bu anı fark ettiğiniz anda yerine başka bir an geldi bile.
*Gerçekte 'belimizi hiçbir zaman doğrultamayız.'Çünkü vücudumuzu dengeli biçide taşıyabilmek için omurgamız 'S' şeklinde yaratılmıştır.
*Kaynak sularının tadı,taşa toğrağa değerek akmasındandır.Şehir suları dümdüz aktıkları için bu tat yoktur.
*Kainatta aslolan 'eğri'dir.Düz görünen bir nesne en fazla birkaç defa daha büyütüldüğünde onun da içinde 'eğriliği' barındırdığı görülür.
*'Kuyruk sokumu' kavramı yanlıştır ve 'evrimci' bir deyimdir.Sanki daha önceden kuyruğumuz varmış da,zamanla bundan kurtulmuşuz gibi.
*'Hiçbir şey için "Bu benimdir" deme! "Bu benim yanımdadır" de! (D.H.Lawrence)
*Gençler, 'ihtiyar' diye tarif ettiklerinden daha geç doğmuş olmalarına borçludur gençliklerini.

Hayatın Beş Köşesi: Duyular ve Ötesi

Işığı algılamakla kalmayıp,
ruhumuzun ışığını yansıtan gözlerimiz.
Var edilen envai çeşit kokuyu
ruhumuzda taşıyan burnumuz.
Bizleri sözle
yani anlamla tanıştıran kulaklarımız.
Cenneti ellerimizin altında hissettiren
dokunma duyumuz
Sözü dışarı,
lezzeti içeri taşıyan dilimiz.
İşte hayatımızın beş köşesi...




…Sık sık baktığımız herhangi bir yüzey bir süre sonra bıkkınlık getirirken; insan yüzüne baktıkça, bıkkınlık değil, mutluluk duyarız.

Şükür ki, en çok sevdiğimiz yüzler en sık baktığımız yüzlerdir. En çok da, âşinası olduğumuz yüzleri özleriz.

El insanın iç dünyasından dış dünyaya uzanan iradesinin ve niyetinin görüntüsüdür.

Her yaşadığımız günün bir yarını vardır; yarını olmayan güne, akşamları geri dönmeyen güne asla razı olamayız; çünkü hep sonsuzluk arzusundayız. Herkesin “ardı sıra bir şeyler bırakma” kaygısı, sonsuzca yaşama isteğinin dışa vurumudur.

Ne kadar genç olursa olsun, bir başka zamanın ihtiyarıdır her genç. Bir şeyin nedenini bilmiyor olsaydık, onu nasıl isteyeceğimizi bilemezdik.

Sen ‘Sen’ Ol Herkes biliyor ki: Herkes için her şey olamazsın Herşeyi bir anda yapamazsın. Herşeyi mükemmel yapamazsın. Herşeyi herkesten iyi yapamazsın. Sen`de herkes gibi bir insansın. O zaman: Kim olduğunu bil ve öyle ol. Senin için öncelikli olanı bil ve onu yap. Güçlü yanlarını keşfet ve onları kullan. Başkalarıyla rekabet etmemeyi öğren.

Çünkü hiç kimse “senin gibi” olmaya çalışmayacaktır.

Öyleyse ne gençliğinizle övünün, ne de yaşlıyım diye üzülün.. Sadece zamanın size ayrılan köşesinde şimdiki ünvanınız bu! Şimdilik! Sadece şimdilik! Gençlikse zaten geçecek, yaşlılık ise o da geçecek!

Yaramız olsun ve gocunalım ne çıkar. Hatalarımız olsun ki, istiğfarın tadına varalım. Bir gün, geri dönüp bakınca, pişman da olabilelim meselâ. ‘Bir daha asla!’ bile diyebilelim. Geçmişte şaşırmış da olabilelim meselâ, ki doğruluğumuz sahih olsun. Katı, kırılmaz, yıkılmaz, dokunulmaz zırhların içinden çıkalım. İnsan tenimizle kalabalıklara karışalım. Islanabilir, yaralanabilir, kanayabilir, acıyabilir insan bedenimizle yürüyelim yeryüzünde. Günaha ve hataya bağışıklığımız yok; hatırlayalım; aksini de üstü kapalı da olsa iddia etmeyelim. Nihayet yeryüzüne cennetten indirilmiş insanlarız ve ‘kan dökebilir’ ve ‘fesat çıkarabilir’ olarak buradayız. Bırakın biraz da mahçup olalım, pişman olalım, utanalım, üzülmüş olalım ki, sevincimiz de, hamdimiz de, sürurumuz da, haklılığımız da sahici olsun.


..........................


Senai Demirci'nin Elde Var İnsan adlı eserinden alıntıdır...


Bana "Çağ Dışı"diyorLarmış..Ne büyük bir "ONUR"!
Ben bu çağın Dışında kaLmayayımda içinde mi boğuLayım ?
Necip Fazıl Kısakürek


"YALAN" Zeka işidir.. dürüstlük ise Cesaret..
Eğer "ZEKAN" yetmiyorsa yalan Söylemeye..
Cesaretini kullanda "DÜRÜST" olmayı Dene.
Necip Fazıl Kısakürek

ZAGROS
Moderator
Moderator
Mesajlar: 9465
Kayıt: 28 Şub 2007 22:02
Ruh Hali: Huzurlu
Cinsiyet: Erkek
Burç: Koç
Takım: Fenerbahçe
Konum: Kızıltepe

Re: Elde Var İnsan...

Mesajgönderen ZAGROS » 01 Eki 2008 15:03

İnsan oğlu bakıp düşünere herşeyi yapar ..

Kitap tavsiyesi için teşekkürler

bukett
Yarbay
Yarbay
Mesajlar: 4370
Kayıt: 28 Oca 2008 19:00
Ruh Hali: Mutlu
Cinsiyet: Kadın
Burç: Boğa
Takım: Fenerbahçe
Konum: 'eğitim kafesi'

Re: Elde Var İnsan...

Mesajgönderen bukett » 02 Nis 2009 18:36

saol..
Kimse elindekinin değerini, kaybetmeden anlamaz.


“Kitaplık” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir