Arkeolog Schmidt: Göbeklitepe Dünyanın En Eski Kutsal Yeri


Kullanıcı avatarı
Siyabend
Belawela Muhtarı
Belawela Muhtarı
Mesajlar: 19749
Kayıt: 15 Eki 2006 12:05
Ruh Hali: Mutlu
Cinsiyet: Erkek
Burç: Kova
Takım: Galatasaray
Konum: Bu kadar meraklı olmayın:)
İletişim:

Arkeolog Schmidt: Göbeklitepe Dünyanın En Eski Kutsal Yeri

Mesajgönderen Siyabend » 10 Kas 2008 11:50

On yıldır Urfa’daki Göbeklitepe’de kazı çalışmaları yürüten Alman arkeolog Klaus Schmidt bölgenin "dünyanın en eski kutsal yeri" diyor.

Urfa Göbeklitepe’de on yıldır çalışan Alman arkeolog Klaus Schmidt, bulduğu 11 bin 500 yıllık yontulmuş taşların dünyanın en eski tapınağının parçaları olduğunu söyledi ve ‘’ bulunan 11 bin 500 yıllık yontulmuş taşlar bize buranın dünyanın en eski ve en kutsal yeri olduğunu gösteriyor’’ dedi.

Alman "Der Spiegel" dergisinin "Adem ile Havva’nın yaşadığı cennet" diye geçen yıl kapak yaptığı Göbeklitepe’de toprağı işlememiş, tabak çanak bile yapmamış olan insanların yaşadığını belirten Schmidt, kazı alanını gezen Amerikan Smithsonian dergisine yaptığı açıklamada, daire şeklinde dikilmiş 5 metre yüksekliğindeki sütunları göstererek "İşte dünyanın insan yapısı en eski kutsal yeri" diyor.

Bu sütunlardan bazılarının üzeri boş, ancak bir kısmının üzerine ise tilki, aslan, akrep ve akbaba figürleri kazınmış. Schmidt, 4 yönden bütün vadiyi tepeden gören tapınaktan 11 bin yıl önce henüz bakir ve yemyeşil olan arazinin cennet gibi göründüğünü tahmin ediyor.

GÖBEKLİTEPE TARİH BİLGİLERİNİ ALTÜST ETTİ

Göbeklitepe’de 1993 yılından bu yana kazılar yürütülüyor. Alman arkeolog Klaus Schmidt Göbeklitepe’de en uzun süre çalışan bilim insanlarından biri. Schmidt, Göbeklitepe’yi bir “süpernova” olarak nitelendiriyor. Göbeklitepe’nin önemi insanların bundan 11 bin yıl önce tarım devriminden önce henüz avcı toplulukları zamanında yerleşik yaşama geçildiğini göstermesi.

O dönemde Urfa tümüyle şamfıstığı, meşe ormanları ve yemyeşil çayırlarla kaplıydı. Ortalık ceylan sürüleriyle doluydu. Uzaktaki yüksek volkanlar en ince obsidyeni, yani bıçağın, hançerin ve ince uçların hammadesini sağlıyordu. İşte 11 bin yıl önce bu bölgede yaşayan kabile toplumu, benzerini ancak firavunlar devrinde görebileceğimiz bir dağ mabedi inşa etti. Mabedin en yüksek dikiti tam 12 metre boyunda. Yerleşkenin içindeki taş ocağında ise 9 metre uzunluğunda ve tam haliyle 50 ton çektiği düşünülen bir kaya kütlesi bulunuyor.

Yerleşkede odalı evler bulunuyor. Evlerin yatma ve yemek odaları ayrı. Odalar kapısız. Bulgulara göre salonlarda ceylan eti yeniyor ve deriler üzerinde yatılıyordu. Odalarda ilkçağ insanın uyuduğu ilkel divanlar da mevcut. Kadınlar çocuklarıyla beraber büyük bir yatakta, erkek ise kenarda daha küçük bir yatakta uyuyordu. Daha önce insanın ilk yerleşik hayata geçtiği yer olarak Filistin düşünülürdü. Buradaki kalıntılar M.Ö. 7 bin yılına ait. Göbeklitepe’deki kalıntılar ise M.Ö. 9.500 yılından kalma.

ÖLÜLER YATAKLARIN YANINA GÖMÜLÜYOR

Yerleşkedeki bir diğer ilginç bulgu ise ölülere yapılan ritüeller. Bilim insanlarına göre yerleşkedeki yataklar aynı zamanda mezar görevi de görüyordu. Ancak bu mezara konmadan önce uzun bir tören yapılırdı. Bu yerleşkede ölenler, vücutların çürümesi ve akbabalar tarafından yenmesi için önce açık bir alana bırakılırdı. Daha sonra kalan kemikler değişik renklere - toprak sarısı, vermiyon, malakit, azürit - boyanarak yatakların altına gömülürdü. Kafatasına ise özel bir ilgi gösteriliyordu. Ölenin yakınları kafayı gövdeden ayırdıktan sonra üzerini balçıkla kaplayarak kaybettikleri kişinin yüzünü modellemeye çalışırlardı. Göz çukuruna da midye kabuğu veya değerli bir taş konurdu.

Göbeklitepe’ye benzer bir şekilde 1992 yılında Atatürk Barajı’nın suları altında kalan Nevali Çori’de, konut benzeri yapıların ve havalandırma delikleri olan ambarların yanı sıra karmaşık yapılı mozaik tabanları olan bir tapınak bulunuyordu. Yaklaşık 10 bin 500 yıl önce yapılmış olan tapınak, üzerlerinde insan kabartmalarının yer aldığı destekler, bir mihrap, taştan oyulmuş, yılanlardan saç örgüleri olan bir büst, ayrıca insan-hayvan arası figürlerden kopan parçalardan oluşuyordu.

Kazıbilimciler, Göbekli Tepe’deyse, bugüne kadar çapları 15 metreye varan daire biçimli üç alan ortaya çıkardılar. Kazı yerinde bulunan 16 destek ve kireçtaşı plakası üzerinde aslan, yılan, öküz, koç, tilki ve turna kabartmaları ya da bunların taşa kazınmış figürleri yer alıyor. Tapınağı, ayrıca doğal boyutlarında, taştan oyulmuş yabandomuzu, kaplumbağa ve akbaba heykelleri süslüyor.

Ayrıca Nevali Çori’de bulunan bir insan heykelinin aynısı Göbekli Tepe’de de çıkarılmış. Kazıbilimciler, şu ana değin çıkarılan kalıntılardan, bu yerleşim alanının yaşının en az 11 000 olduğunu hesaplamışlar. Yerleşim alanının daha da eski dönemlere ait olması yüksek bir olasılık; çünkü henüz alt tabakalara ulaşılamadı.



Saçlarındaki aklar tel tel...
Rüzgar "Bémal" şarkısını söylüyor senin için...
Bu dünyaya gelişin farklıydı,duruşun farklı...
Gidişin de öyle mi olmalıydı Bémal!

“Kültür Sanat” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir