Tuğçe Baran'ın Düşmanları için kaleme aldığı yazılar

Tuğçe Baran'a Laf Sokuşturmak İsteyenlerin Mekanı

Kullanıcı avatarı
Siyabend
Belawela Muhtarı
Belawela Muhtarı
Mesajlar: 19749
Kayıt: 15 Eki 2006 12:05
Ruh Hali: Mutlu
Cinsiyet: Erkek
Burç: Kova
Takım: Galatasaray
Konum: Bu kadar meraklı olmayın:)
İletişim:

Tuğçe Baran'ın Düşmanları için kaleme aldığı yazılar

Mesajgönderen Siyabend » 21 Eki 2006 22:51

Erkekseniz teker teker gelin! (11/12/2002)

Ben bir çatlağım. Eyvallah. Çocukluğum boyunca en çok "Tuğçe, ne cins kızsın sen" lafını duymuşumdur.. Bu "cins" lafı da enteresandır.. Deli, manyak, kafadan kontak demek isteyip kibarlıklarından diyemeyenler "cins" derler... Neyse. Evet ben çatlağım ama okurlar benden daha çatlak.

Hani "Tuğçe Seviciler" diye bir gruptan söz etmiştim ya. tugceseviciler@mynet.com diye adresleri olan. Bunu duyan hasımlarım yememiş içmemiş "Tugce Düşmanları" diye bir grup kurmuş. tugcedusmanlari@mynet.com diye adreslerini de almışlar bana ha bire mektup gönderiyorlar.

Fakat Sezar'ın hakkı Sezar'a, çocuklar son derece kibar. Düşman müşman ama saygıda kusur etmiyor keratalar. Hakaret falan yok. Bayramda oturmuşlar "Faaliyet Raporu" hazırlamışlar. Ve bana göndermişler.

Buyrun okuyun. Kimlerle aynı yazarı okuyorsunuz bilin diye yazıyorum bunları, başka bir nedenden değil yani..

"Pek Sayın Tuğçe Baran hanımefendi.
Size daha önce düşmanlığımız ilan etmiştik ancak ne gibi faaliyetlerde bulunacağımızı beyan etmemiştik. Yeni kurduğumuz ekibimizle bazı kararlar aldık.

Yeri geldikçe faaliyetlerimiz hakkında sizi aydınlatacağız.

1- Hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak sizi eleştirebilen meslektaşlarınızın, özellikle de Selahattin Duman'in manevi olarak desteklenmesine... (Destekleyin bakalım, ne olacak...)

2- Evinizde beslemiş olduğunuz kedilerin hayvan haklarına saygılı olup olmadığınızın araştırılmasına, bu konudaki açıklarınızın bulunup Panter Emel Hanım a bildirilmesine... (Kediyi düşürdük ya.. Aklınca laf kakıyor...)

3- Aslen izmirli olmadığınızı ispat ederek sizi memleketsiz bir halde ortada bırakmaya... (Bu zor işte!)

4- Dünya aleme sizin kilolu halinizi gösteren bir fotoğrafınızı ele geçirmeye... (İşte bundan korkarım)

5- Elektrik ücretleri bu kadar yüksekken ve siz iki de bir maaşınızın azlığından yakınırken kalkıp elektrikli soba kullanmanızın yol açtığı "Tuğçe Baran kaçak elektrik mi kullanıyor" kuşkusu doğrultusunda BEDAŞ'ın uyarılmasına...

KARAR VERİLMİŞTİR...

Bağımsız Tuğçe Düşmanları (BTD) adına bir grup..."

Görüyorsunuz değil mi neler çektiğimi... Dört bir tarafım düşmanla sarılı. Peee... Garbın afakini sarmışsa çelik zırh duvar, benim iman dolu göğüsüm gibi serhaddim var! Serhaddim köşemdir benim bendini çiğner aşarım! Kim susturacakmış beni şaşarım! Tek dişi kalmış canavarlar siziii! Gelin gelin! Kafanızı da kırayım tam olsun..



Saçlarındaki aklar tel tel...
Rüzgar "Bémal" şarkısını söylüyor senin için...
Bu dünyaya gelişin farklıydı,duruşun farklı...
Gidişin de öyle mi olmalıydı Bémal!

Kullanıcı avatarı
Siyabend
Belawela Muhtarı
Belawela Muhtarı
Mesajlar: 19749
Kayıt: 15 Eki 2006 12:05
Ruh Hali: Mutlu
Cinsiyet: Erkek
Burç: Kova
Takım: Galatasaray
Konum: Bu kadar meraklı olmayın:)
İletişim:

Nurettin'in zorunlu göçü (17/12/2002)

Mesajgönderen Siyabend » 21 Eki 2006 22:52

Nurettin'in zorunlu göçü (17/12/2002)

Anladım. Difenbahyam neden ölüyormuş anladım. Hafif gölge, yüksek ısı isterlermiş... Ben de tam tersi var. Bol güneş, düşük ısı... Kutup soğuğu da diyebiliriz.

Ben en iyisi bir kutup ayısı yetiştireyim.. Ne işim var benim difenbahyalarla, kedilerle... Böyle beyaz tüylü, tombul bir kutup ayısı... Otururum kucağına televizyon seyrederim... Ally Mc Beal falan... Zaten o kış uykusunda olacağı için uyuyacaktır, yiyecek, tuvalet problemi de olmaz..

Bak ne demiş Ankara'dan Onur Sarıgil...

"Dieffenbachialar (gerçek ismi böyleymiş) 5 çeşittir ama bakımlan aynıdır. Bu bitkiler hafif gölge ve YÜKSEK ISI isterler. Bol ışıklı fakat direk güneş ışığı olmayan yerlerde yetiştirilmelidir. Bilhassa güneş 11:00 ve 18:00 saatleri arasında üzerine gelmemelidir. Doğu ve batıya bakan pencereler idealdir. Güneye bakan pencereler gölgelendirilmeli veya perde çekilmelidir. Bu bitkiler sıcak tropik yerler hariç yetiştirilemez. Bol miktarda, yumuşak ılık su verilmeli özellikle kış aylarında su püskürtmelisiniz. Sıcaklık kışın 18 veya 20 derece olmalıdır. Bu arada bu tip bitkileri yaz yağmurlarında dışarıya çıkarmak iyi olur. Sevgili yerini tutar mı orası size kalmış..."

Ba ba ba... Son cümlesinde romantizm de yapmış Onur.

"Tamam çiçek miçek iyidir de, sen yağmur yağarken çiçek yerine bir yakışıklıyı çıkar dışarı... Yağmur altında hoplayın zıplayın, su birikintilerinin üzerinde çapa da çapa yapın, donunuza kadar ıslanın, sonra eve gelin, ıslak çamaşırları kurutmak bahanesiyle soyunun veee..."

Onur terbiyeli çocuk olduğu için böyle dememiş tabii. Son paragraf benim tercümem... Bak gene fena oldum. Eşeğin aklına da iki de bir karpuz kabuğu düşürülmez ki...

Tuğce Düşmanları' ekibi, tabiatları gereği difenbahyamın ölümünü yine bana bağlamış.

"Çiçeğinizin niye öldüğünü size söylemek istiyoruz. Bir hapishane düşünün ve orada zalim bir yönetici düşünün. Orada tutuklu biri ancak intihar ederek kendini kurtaracaktır. Evet sizin çiçek de o tutuklu gibi intihar teşebbüsünde bulunmuştur.. Bundan yola çıkarak çiçeğinize bir isim teklif ediyoruz, ismi "intihar Çiçeği" olsun... "

Peee... Zalimmişim... Siz zalim kim, zulüm ne görmemişiniz.. Belli... Yumuşak yumuşak davranmışlar hep size...

Halbuki Gülşah Bengisu ne demiş?

"Çiçek, ailenizde ince ve özden bir ruhun egemen olduğunu gösterir. Bu varoluş, ne bir moda tutsaklığına ne de bir gösteriş şaşırtıcılığına bağlanamaz; çünkü, çiçek ve kadın doğada birbirinden aynlamayan ikiz güzelliklerdir. Aynı zamanda çiçek, insanların içsel ve estetik hislerinin kaynağı, sevgi ve inceliklerinin en güzel bir sembolüdür. Sizin de estetik hislerinizin daim olduğu yolundaki gözlemlerim izlediğim yazılarınızda kendini bulmakta... Difenbahyanın bakımı için isee..."

işte görüyorsunuz. Bir yandan kıskançlıktan ve hasetten çatlayacak durumda olan düşmanlanm, bir yandan böyle tatlı tatlı yazan sevenlerim...

Gördüğünüz gibi estetik hislerini de var. Ne demek tam olarak çıkaramadım ama herhalde iyi bir şeydir..

Sonuç: Nurettin, kaloriferli evi olan bir arkadaşa gidecek. Kış göçü
En son Siyabend tarafından 21 Eki 2006 22:57 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Saçlarındaki aklar tel tel...
Rüzgar "Bémal" şarkısını söylüyor senin için...
Bu dünyaya gelişin farklıydı,duruşun farklı...
Gidişin de öyle mi olmalıydı Bémal!

Kullanıcı avatarı
Siyabend
Belawela Muhtarı
Belawela Muhtarı
Mesajlar: 19749
Kayıt: 15 Eki 2006 12:05
Ruh Hali: Mutlu
Cinsiyet: Erkek
Burç: Kova
Takım: Galatasaray
Konum: Bu kadar meraklı olmayın:)
İletişim:

Ağır sataşmaya cevap! (2/6/2003)

Mesajgönderen Siyabend » 21 Eki 2006 22:53

Ağır sataşmaya cevap! (2/6/2003)

Gördünüz mü dünkü Cafe Pazar'daki Selahattin Duman rezaletini! Sakin olayım, cevap vermeyeyim, bulaşmayayım dedim ama bu kadarına sabır taşı bile dayanmaz!

Bey'fendi bildiğiniz üzre güzellik yarışması düzenliyor... (Yönetim Kurulu Başkanlarının daha ciddi işlerle uğraşması gerekmez mi?) Ve tek kişilik "dev" jüri olarak tutmuş beni de sokmuş bu listeye... (İnanmıyorsunuz değil mi jüri martavalına?.. Koskoca Hıncal Uluç ne idüğü belirsiz bir yarışmanın jürisi olacak adam mı? S.D.'nin fantezileri işte...)

Kendi resmimi bey'fendinin devlet arazisi büyüklüğündeki köşesinde (kağıt ve mürekkep israfı değil de ne Allah aşkına? Arif adam dediğin derdini benim gibi iki bin beş yüz harfle anlatır... Utanmasa kendine özel ek çıkartacak!) görünce nutkum tutuldu... Allahım dedim gene ne işler karıştırıyor bu adam... Meğer eğlencesine alet olmuşuz!

Hadi eğlensin, ne de olsa en çok okunan yazarımız, sevdiğimiz bir ağabeyimiz, başımızın üstünde yeri var dedik ama resmimin altında ettiği laflan görünce sinir bastı...

"Entel dantel takımın favorisi"ymişim... "Tepeden tırnağa kompleks"mişim... "Kendime site kurmuş"um... "Sabah akşam kendimi tıklıyor" muşum... Çünkü "Tıklatanım çıkmıyor"muş... Neresinden tutsam bu laflarını bilmiyorum ki...

Bir kere entel dantel kesimin favorisi olmaktan gurur duyarım... Gel gör ki benim gibi ceviz beyinlileri entel dantel kesimi pek sevmez. Onlar tarafından sevilmek için çok sigara içmek, Aslı Altan hanımın mekanlarında boy gösterip doğanın bir mucizesini göstererek onunla ahbap olmak, homoseksüel olmak, her şeyden nefret etmek, nefret etmek ve de nefret etmek gerekiyor... Allah'a şükür benim ruh sağlığım yerinde. Lezbiyen olup erkeklerden tümüyle kurtulmuş olmayı çok isterdim ama o da içten gelmeyince olmuyor işte..

Tepeden tırnağa kompleks içinde olduğum ise resmen kuyruklu iftira... Tamam kusurlarım var, onların farkındayım, bugünlerde de maalesef o resimde olduğum kadar zayıf değilim ama kendimi, bilhassa yüzümü çok beğenirim... Hülya Avşar gibi vitrin camında kendimi görüp "Allahım bu kim? Bu nasıl bir ışık? Bu nasıl bir'şarm?" diyecek kadar narsist değilim ama severim yani bakışlarımı, burnumu falan... Ayrıca baştan aşağıya kompleks içinde olmak kendini "dev aynasında" görmekten iyidir.

Kendime site kurma olayına gelince... Efendim hayranlarım böyle şeyleri kendiliklerinden yapıyorlar sağ olsunlar... Benim okurlanm dünyadan, gelişmelerden haberdar, bilgisayardan anlayan son derece modern ve genç ya da genç ruhlu insanlar... İçi geçmiş çocuklar değil. Kıpır kıpırlar. Bana olan sevgilerinden ve saygılarından dolayı "Tuğçe Baran Düşmanları" diye bir site kurmuşlar... (Rezil kepazeleri) Bey'fendinin kastettiği site budur yani...

Kendi kendimi "tıkladığım" hadisesi ise yani ne diyeyim cidden bilmiyorum... Hayır Selahattin Bey... Kendi kendimi "tıklamıyorum". "Tıklayanım" var çok şükür! Kıskançlıktan böyle şeyler söylemenizi de esefle kınıyorum yani...

(BANA BAKIN OKUR MİLLETİ! BANA OY VERMEZ DE BEN BU YARIŞMADA EN AZINDAN İLK BEŞE GİREMEZŞEM ÇIRANIZI YAKARIM BİLMİŞ OLUN! KURDA KUŞA YEM ETMEYİN DE "TIKLAYIN" BENİ! GÖSTERELİM ŞU HAYMANA TAPİRİNE! REZİL ETMEYİN BENİ... HADEEE...)
En son Siyabend tarafından 21 Eki 2006 22:58 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Saçlarındaki aklar tel tel...
Rüzgar "Bémal" şarkısını söylüyor senin için...
Bu dünyaya gelişin farklıydı,duruşun farklı...
Gidişin de öyle mi olmalıydı Bémal!

Kullanıcı avatarı
Siyabend
Belawela Muhtarı
Belawela Muhtarı
Mesajlar: 19749
Kayıt: 15 Eki 2006 12:05
Ruh Hali: Mutlu
Cinsiyet: Erkek
Burç: Kova
Takım: Galatasaray
Konum: Bu kadar meraklı olmayın:)
İletişim:

Selahattin Duman Ruhu (3/9/2003)

Mesajgönderen Siyabend » 21 Eki 2006 22:55

Selahattin Duman Ruhu (3/9/2003)
"Tuğçe Düşmanları Derneği", Kızıltepe Şubesi, 23 Ağustos tarihinde, saat 16:59'da bir e-posta atmış bana...

Konu: Eniştemiz Vahit Bey'e mektup!

"Mektubumuz size değil, eniştemizedir. Siz lütfen okumayın!" diye başlamış şube başkanı...

Mektup aynen şöyle devam ediyor:

"Ey pek değerli eniştemiz Vahit Bey;
Siz ki erkeklere demediğini bırakmayan, onlara düşmanlık yapmaktan geri kalmayan biri olan Tuğçe Hanım'la birliktesiniz. İtirazımız yok... Aşka kapılmışsınız, belli ki dönüşünüz yoktur yakın gelecekte... Lakin Vahit bey, Tuğçe Hanım'a bir 'durun!' demelisiniz artık! Erkekliğin itibarını kurtarmak için sizden bekleneni yapmalısınız...

Nerde sizin maçoluğunuz?

Nerde sizdeki 'SELAHATTİN DUMAN RUHU'?

Size tavsiyemiz, Tuğçe Hanım'ı hafiften biraz pataklayın ki ipin ucunu kaçırmasın... Ama bu pataklama işine de uygun bir mazeret uydurun... Mazeretsiz olmasın lütfen... Sonra mahkemelerde sürünüp de biz erkekleri daha da fazla rezil etmeyin. Allah yardımcınız olsun... Roj baş..."

Yemin ediyorum ne eksik ne fazla aynen böyle...

Şimdi erkek düşmanlığı falan bir yana benim burada tek aklıma takılan cümle "Nerde sizdeki Selahattin Duman ruhu" cümlesidir...

Okur, beraber olduğum erkekte SELAHATTİN DUMAN RUHU istiyor!!!!

Yani olacak şey değil...

İki gündür düşünüp duruyorum.

Duman.. Ruh... Selahattin...

Bu "ürkütücü" üç kelime fındık beynimde dolaşıp duruyor...

Esasında bu "tuhaf" mektubu normalde ciddiye almazdım. Fakat "ruh" kelimesiyle beraber ismi anılan şahıs yokluğumdan istifade edip Cumartesi günkü yazısında bana dokundurduğu için (sağ olsun okurlarım her tür sataşmayı ihbar ediyor bana!) doğal olarak mektup nazarı dikkatimi çekti...

Benim cevap vermeme bile gerek kalmadı tabii o yazıyor. Okur kendi kendine cevap vermiş..

Okurda bırakılmış intibaa bakar mısınız? Dayakçı bir maço!!!

Bilmiyorum. Böyle bir ruhun aramızda barınması ne kadar doğru bir şey.. Ben bir şey demiyorum. Sözü diğer kadın yazarlarımıza bırakıyor ve sahneyi hayretler ve çık çık çık'lar içinde terk ediyorum.

Saçlarındaki aklar tel tel...
Rüzgar "Bémal" şarkısını söylüyor senin için...
Bu dünyaya gelişin farklıydı,duruşun farklı...
Gidişin de öyle mi olmalıydı Bémal!

Kullanıcı avatarı
Siyabend
Belawela Muhtarı
Belawela Muhtarı
Mesajlar: 19749
Kayıt: 15 Eki 2006 12:05
Ruh Hali: Mutlu
Cinsiyet: Erkek
Burç: Kova
Takım: Galatasaray
Konum: Bu kadar meraklı olmayın:)
İletişim:

Karadeniz on line (6/11/2003)

Mesajgönderen Siyabend » 21 Eki 2006 22:56

Karadeniz on line (6/11/2003)

Aslanlarım benim! Aslan yeşil gözlülerim, beyaz tenlilerim, güzel burunlularım benim... Sabahtan beri herhalde en az 15 Ordulu, 20 Trabzonlu, 10 Giresunlu okurumla konuşmuşumdur.. En az elli altmış tane de e-mail aldım... Aslansınız hepiniz!

Bana şahane şahane karalahana tarifleri gönderdiniz. Ve istisnasız hepiniz de beni güldürdünüz... (Allah da sizi güldürsün..) Okeydir arkadaşlar. Soğanı kavuruyorum, önceden az bir şey haşladığım karalahanaları da atıyorum, içine salça ve acı biber koyuyorum ve yoğurtla yiyorum... Ve yerken de hepinizi sevgiyle anıyorum... Bu akşam bilin ki (siz okurken tabii önceki akşam olacak) yazarınız karalahana yiyor olacak... ("Pişerken ev çok kötü kokar" uyarısı için de mersi.. N'apalım katlanacağız artık..)

Bu arada mısır yarması neymiş onu da ayrıntısıyla öğrenmiş oldum.. İri dövülmüş mısır kurusuymuş... Her nevi yemekte kullanıldığı gibi sırf kendisinin de çorbası yapılıyormuş. Her Karadenizlinin evinde mutlaka olurmuş. Tabii bana uymaz.. Mısır benim rejimde yasak biliyorsunuz..

Bu arada Mardin-Kızıltepe yöresinden bir arkadaşımız da -ki kendileri Tuğçe Düşmanları Derneği'nin başkanı oluyor- aynen şöyle yazmış:

"Karalahana yemeğini de ilk defa sizden duyuyoruz... Sırf kilo almamak için kendinize bu kadar eziyet etmeye değer mi? Şöyle bir Adana kebap, kuru fasulye, kaburga, döner yemeyi hiç mi canınız çekmiyor!? Ardından tulumba tatlısı ve de Antep baklavası hiç fena olmazdı!

Sağlıklı yaşamak için kendiniz üzerinde bir sürü işkence usulleri geliştireceksiniz, belki bir kaç yıl fazla yaşarsınız.. Ama o fazla olan yıllarda da muhtemelen sizi ihtiyarların kaldığı bakım evlerine koyacaklar...

Sonuç: Sıfır elde var sıfır.. (hatta eksi de diyebiliriz)"

Bak şimdi! insanı hem kötü yola sokmaya çalışıyor hem de moralini bozuyor... Tam düşman gerçekten... İhtiyarlar, bakım evleri, işkence... Uzun yaşamak isteyen kim!.. Maksadımız yaşarken sağlıklı ve güzel olmak...

Buradan da anlaşılacağı üzere Mardin yöresine bir tanecik bile Laz yerleşmemiş bugüne kadar. Gitse lahanasını da yanında götürürdü diye tahmin ediyorum. Kürdün Laza bakış açısı da enteresan yani. Karalahana yemek niye işkence olsun kardeşim... Gayet lezzetli bir sebzemiz. Yani öyle tahmin ediyorum. Öyle olmasa koskoca bir halk sabah akşam karalahana yemezdi... "Dıble", "döşeme" gibi isimlerle bin tane yemeği olmazdı... (Gördüğünüz gibi her şeyi öğrendim) Sebze düşmanları sizi ne olacak... Yiyin yiyin siz o etleri... Hepiniz kalp damar hastası olacaksınız. Tatlı niyetine anjiyo, sahur niyetine de baypas alırsınız artık... Memlekette hayvan bırakmadınız...

Aman be kardeşim! Ne sebzeymiş bu böyle.. İki gündür karalahana aşağı karalahana yukarı.. Yeter!.. Şunu yiyeyim de mevzu kapansın artık...

(Kendi kendine kızan yazar sahneyi öfkeyle terk eder.. Yarın karşımıza abuk subuk nasıl bir konuyla çıkacak merakla bekleniyor...)

Saçlarındaki aklar tel tel...
Rüzgar "Bémal" şarkısını söylüyor senin için...
Bu dünyaya gelişin farklıydı,duruşun farklı...
Gidişin de öyle mi olmalıydı Bémal!

beyazgül
Yönetici
Yönetici
Mesajlar: 7631
Kayıt: 16 Eki 2006 09:06
Ruh Hali: Yorgun
Cinsiyet: Kadın
Burç: Yay

Mesajgönderen beyazgül » 17 Kas 2006 16:10

:alkış :lol:
Ne zaman gözlerinin içine baksam,
Biliyorum ikimizi de aşar o kapının ardındaki masal
Bense yüreğimin bu hallerinden korkar, kalırım
Bir hız trenine bindirilmiş küçük bir çocuk gibi
Geçip giden yüzlerine bakar kalırım


Kullanıcı avatarı
tugceyigordum
Acemi Er
Acemi Er
Mesajlar: 13
Kayıt: 08 Nis 2007 11:04
Ruh Hali: Mutlu
Takım: Galatasaray
Konum: istanbul

Mesajgönderen tugceyigordum » 23 Nis 2007 16:49

Baktimda tugce Baran benim hakkimda yazi yazmamis!!! uzuldum
SAKLA SAMANI GELİR ZAMANI...

Kullanıcı avatarı
jenny
Üstteğmen
Üstteğmen
Mesajlar: 317
Kayıt: 18 Ara 2006 18:59
Ruh Hali: Huzurlu
Cinsiyet: Kadın
Burç: Aslan
Takım: Galatasaray

Mesajgönderen jenny » 23 Nis 2007 16:55

ayıp etmiş :lol: :lol: :lol:

Kullanıcı avatarı
tugceyigordum
Acemi Er
Acemi Er
Mesajlar: 13
Kayıt: 08 Nis 2007 11:04
Ruh Hali: Mutlu
Takım: Galatasaray
Konum: istanbul

Mesajgönderen tugceyigordum » 06 May 2007 18:04

tuğçe benim hakkımda ne zaman yazacaksın merak ediyorum.......bilgisayar tamircisi sucu marangoz vb vb vb....
SAKLA SAMANI GELİR ZAMANI...

Kullanıcı avatarı
Siyabend
Belawela Muhtarı
Belawela Muhtarı
Mesajlar: 19749
Kayıt: 15 Eki 2006 12:05
Ruh Hali: Mutlu
Cinsiyet: Erkek
Burç: Kova
Takım: Galatasaray
Konum: Bu kadar meraklı olmayın:)
İletişim:

Mesajgönderen Siyabend » 06 May 2007 18:07

Aykırı bir şey yap senin için de yazar merak etme :shock:

Saçlarındaki aklar tel tel...
Rüzgar "Bémal" şarkısını söylüyor senin için...
Bu dünyaya gelişin farklıydı,duruşun farklı...
Gidişin de öyle mi olmalıydı Bémal!


“Tuğçe Baran Düşmanları” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir