Teröristi önder yaptılar, örtülüye kapıyı gösterdiler!

Beğendiğiniz veya eleştirdiğiniz yazılar

.:LaHuTi:.
Yönetici
Yönetici
Mesajlar: 1226
Kayıt: 11 Haz 2008 15:08
Ruh Hali: Yorgun
Cinsiyet: Kadın
Burç: Başak
Takım: Fenerbahçe

Teröristi önder yaptılar, örtülüye kapıyı gösterdiler!

Mesajgönderen .:LaHuTi:. » 26 Nis 2011 19:24

Hürriyet gazetesinde bir ilan: “68 kuşağının önderlerinden Hüseyin İnan’ın babası...” Gerisini okumaya gerek yok. “Önder” dedikleri Hüseyin İnan, idam cezasına mahkum edilmiş bir terörist değil mi? Evet. Ama devlet gazetesinde, “önder” olarak tanıtılıyor. Cumhuriyet gazetesinde de aynı ilan..
İnan’ın suçu ne?

1971’de, Türkiye İş Bankası’nı soymak.

Hortumlama anlamında değil, silahlı soygun bu..

Ama arkalarındaki medya desteği ile, teröristi “önder” yapıyorlar.

Yakında 40 bin kişinin katili terörist Apo’yu da “önder” yaparlarsa, hiç şaşmayın.

Kenarından köşesinden yapıyorlar zaten.

YSK, BDP’nin desteklediği bağımsız adayların eksik belgeleri sebebi ile milletvekilliği adaylıklarını iptal etti ya.. Malum medya, Apo’nun adamlarına nasıl destek verdi, gördük...



CHP listesinden İstanbul milletvekili adayı Sezgin Tanrıkulu, onlarca dosyada PKK’lı teröristlerin avukatlığını üstlenmesinden dolayı eleştiriler yapıldığında, “Terörün değil, Güneydoğu’nun gariban insanlarının avukatlığını yaptık” şeklinde, olayı masumlaştıran bir savunma yapıyor.

Diyarbakır’dan bir okuyucumuz aradı.

“Sezgin Bey, eski yıllarda bir bankanın avukatlığını da yapıyordu” dedi.. Yapı Kredi Bankası’nın, Diyarbakır’daki bazı davalarına bakıyormuş Sezgin Bey.

Garibanların avukatlığı ile banka avukatlığı bağdaşır mı?..

Hiç mümkün değil.

Hele hele, faizin rekor kırdığı yıllarda..

Ve o avukat, şimdi CHP’de politika yapıyor.

Her aileye 600 TL sözü veren partiden, milletvekilliğine soyunuyor.

Aslında hiç şaşmamak lazım.

Sol çizgide bu çelişkileri hep yaşıyoruz.

1970’lı yılların THKP’lisi Hüseyin İnan da, bugün yaşasaydı mutlaka CHP’de olurdu..

1971’de İş Bankası’nı silahla soydu..

Ama olsun..

Silahlı soygun mahkumiyetine rağmen, ona sahip çıkanlar bir punduna getirip 1971’de idam sehpasından alabilseydiler, bugün mutlaka CHP kontenjanından İşbankası Yönetim Kurulu üyeliğine oturturlardı Hüseyin İnan’ı.



TBMM’de, millet egemenliği bayramı kutlanıyor.

Ve locada bir başörtülü hanım.

Millet egemenliğinden rahatsız olanlar, hemen oracıkta bitiyorlar.

Biz, TBMM’de 330’un üzerinde AKPartili milletvekili var diye biliyoruz.

TBMMBaşkanı’nın da AKParti’den bir isim olduğunu sanıyoruz.

Sanıyoruz da..

Başörtülü izleyiciden rahatsız olanlar kimler ise... O hanımefendiyi dışarı çıkartıyorlar.

Biz de kalkmışız, başörtülü milletvekili olsun-olmasın tartışmasıyla vakit geçiriyoruz.

İzleyici olunamayan yerde, milletvekili olunabilir mi?



Başörtülü izleyicinin TBMM’den çıkarılması olayına, bir de şöyle bakalım

Aynı görevli, farzedelim; bir izleyicinin kimliğini sordu. Baktı; doğum yeri Diyarbakır. Diyarbakırlı olduğu için, yani Kürt olduğu için misafiri dışarı çıkardı.

Kürt kardeşlerimiz, ortalığı nasıl birbirine katarlardı değil mi?

Bize de yandan yandan giydirirlerdi: “Mağdur insanlara sahip çıkmıyorsunuz.Mazlum kim olursa olsun, sahip çıkmanız gerekir.”

Öyle ise, buyrun..

Bağımsız adaylarla ilgili YSK kararında gösterilen tepkinin yüzde birini, başörtülü bir hanımın TBMM’den çıkarılması için de gösterin.

Gösterin de, bağımsız adaylarla ilgili sokak gösterilerinin arkasında neyin yattığını bilelim.

Esas sorun mağduriyet mi? Mağdurlara sahip çıkmak mı?

Yoksa, “Bizim dediğimiz olacak.Bizim dayattığımız olacak” efelenmesi mi?

TBMM’den çıkarılan başörtülü hanımefendinin etnik kimliğini bilmiyorum.

Zaten, etnik kimliği sebebi ile değil, başörtüsü sebebi ile TBMM’den çıkarıldı..

Ve başörtüyü hak olarak gören 330 AKPartili, ve dahi 70 MHP’liden bir tane yiğit çıkıp, “Siz ne yapıyorsunuz” diyemedi.

Oysa 7 tane mahkum aday gösterilemedi diye, Türkiye’nin altı üstüne çevrildi..

Demek ki bu ülkede ezilenler, etnik kimlik sebebi ile Kürtler/Türkler değil..

Sadece ve sadece dindarlar..

İşte canlı örneği!

Ali Karahasanoğlu - Yeni Akit 24-04-11


Bana "Çağ Dışı"diyorLarmış..Ne büyük bir "ONUR"!
Ben bu çağın Dışında kaLmayayımda içinde mi boğuLayım ?
Necip Fazıl Kısakürek


"YALAN" Zeka işidir.. dürüstlük ise Cesaret..
Eğer "ZEKAN" yetmiyorsa yalan Söylemeye..
Cesaretini kullanda "DÜRÜST" olmayı Dene.
Necip Fazıl Kısakürek

“Köşe Yazıları” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir