''Çocuklarımızı Şehit Vermek İçin Doğurmuyoruz''

Beğendiğiniz veya eleştirdiğiniz yazılar
Cevapla
JİLAN
Albay
Albay
Mesajlar:5928
Kayıt:26 Şub 2007 19:54
Ruh Hali:Kızgın
Takım:Fenerbahçe
''Çocuklarımızı Şehit Vermek İçin Doğurmuyoruz''

Mesaj gönderen JİLAN » 27 Eki 2007 22:17

''Çocuklarımızı Şehit Vermek İçin Doğurmuyoruz''
24-10-2007 bianet.org
Büyük bir "teröre lanet" mitingi örgütlemeye çalışan TKDF'nin başkanı Güllü "Savaşta her türlü eziyeti biz kadınlar çekiyoruz. Gücümüz birleşirse acı son bulabilir" diyor.
BİA Haber Merkezi - Ankara
23 Ekim 2007, Salı
Tolga KORKUT
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü "Acı düştüğü yeri yakar. Çocuklarımızı karnımızda dokuz ay şehit vermek için taşımıyoruz" diyor.

"Şehitleri doğuran biz kadınlarız. Savaşta tecavüze uğrayan biziz. Savaştaki her türlü eziyeti biz çekiyoruz. Erkekler bunu anlamaz."

Hakkari Dağlıca'daki çatışmada 12 askerin öldürülmesinin ardından, Güllü "Her şehit için ulusal yas ilan edilmeli" diyor; bunun yasalaşmasını isteyen TKDF Meclis Başkanı Köksal Toptan'la görüşmeye hazırlanıyor.

Ondan fazla derneğin oluşturduğu TKDF yaklaşık 2 milyon kişinin katılabileceğini öngördüğü büyük bir "teröre lanet" mitingi örgütlemeye çalışıyor.

"Yıllardır şehit veriyoruz. Ama günlük yaşamımız devam ediyor. Haberlerde şehit sayıları, adları, yetkililerin başsağlığı mesajları veriliyor. Yüreğimizi acıtan olaydan sonra askerleri ve annelerini unutuyoruz" diyor Güllü.

"Devletten acil çözüm bekliyoruz"

İspanya'daki ETA eylemlerinin ardından düzenlenen protesto eylemi gibi büyük bir mitingin "dünyaya mesaj" olacağını da düşünen Güllü "Yurtta sulh cihanda sulh diyen önderin ilkeleriyle yaşıyoruz. Savaştan yana talebimiz olamaz. Ama ülkeyi savaşa itecek nedenlere karşıyım" diye konuşuyor.

"PKK sorunu 'üç beş çapulcunun işi' denerek bu noktaya geldi. Sorunları küçük görerek kale almamak büyük dert yarattı. PKK terör örgütü. Onunla diyalog istemiyorum. Onu besleyen ana kaynaklarla, net çizgiler içinde diyalog olmalı. Burada muhataplar, ABD, Irak ve AB süreci."

"Güneydoğu'dakiler bu acıyı çekmemeli"
Diyarbakırlı olduğunu, bununla gurur duyduğunu söyleyen Güllü, "O bölgenin insanlarının sesine kulak vermeyenler, dertlerini farklı anlamda lanse edenler, bölge insanının dilinde konuşmayanlar var" diyor.

"Bir bütünüz. Herkes kendi kimliği içinde yaşar, ama bu ülkenin bir birleşme yapısı olmalı. Diyarbakır'daki, Trabzon'daki, Muş'taki kadın benim kadınım değil, diyemem. Kadınların gücü birleşirse acı son bulabilir."

Güllü, çatışma bölgesinde yaşayanları kast ederek "Bu insanlar her gün bomba altında yaşıyor. Bu acıyı çekmemeleri gerek. Bu örgüt mü bu insanlara yardım getirecek?" diye soruyor.

"Hakkari'de, Çukurca'da yaşayanların bomba yerine müzik sesleri duyması gerek. Bu topraklarda yaşayanların teknolojik ekonomik gelişmeden haberleri yok. Can korkusuyla, sıkıntıyla yaşıyorlar. Neden? Bunun sorgulanması gerekir."

"Protestolar barışçıl olmak zorunda"

Öldürülen askerlerle ilgili protesto gösterilerinin şiddet içermesine dair de "Bu acı hepimizin acısıdır. Burada rant kavgası olmamalı. Protesto eylemlerini yapanların temkinli, dikkatli olması, eylemlerin barışçıl olması gerek" diyor Güllü.

Protestoların Kürtlere yönelik şiddet eylemlerine dönüşmesi ihtimalineyse "Provokasyon" diye yorumluyor. "Teröre lanet mitinglerinin önüne geçmek için provokasyonlar olabilir. Yoksa, bu memleketin içindeki herkes birdir. Ben o bölgenin insanıyım. Ayrı bir çizgi çizme düşüncesinin her zaman karşısındayım." (TK/NZ)

**

"Annelik Kürtlük, Türklük Tanımaz; Gözyaşı Aynı Akar"

Oğlu PKK davasında yargılanan ve hüküm giyen Gürbüz, asker annelerinin acısını hissettiğini ifade etti, "Ne askerde, ne dışarıda ölümler yaşanmasın" dedi.
BİA Haber Merkezi - İstanbul
23 Ekim 2007, Salı
Gökçe GÜNDÜÇ
"Askerlerin şehit düşmesi beni nasıl yaralıyorsa oğlumun cezaevinde çektiği acıyı da diğer anneler hissetsin. Annelik Türklük, Kürtlük tanımaz. Dili, kimliği ne olursa olsun bir anne diğer annenin yüreği yansın istemez. Annelerin gözyaşı aynıdır, aynı akar. Kışkırtma olmadığı sürece her anne böyledir."

Barış Anneleri İnsiyatifinden Lütfiye Gürbüz'ün aktardığına göre oğlu Özgür PKK davasında yargılanıp on yıl önce hüküm giydi. Ömür boyu hapis cezasıyla 23 yaşından beri, 10 yıldır cezaevinde. Gürbüz, bianet'e, son olaylardan sonra oğluna hapiste bir saldırı olacağından, yaralanacağından ya da öldürüleceğinden korktuğunu; geceleri uykusunun kaçtığını anlattı.

"Çok üzgün, çok tedirginim. Yıllardır ne sokakta, ne askerde, ne cezaevlerinde ölümler yaşanmasın diye mücadele ediyoruz. Çocukların ölmesine gönlümüz razı değil. Bir saldırı olur haber alamayız diye korkuyorum. Zaten cezaevlerinin durumu yeterince sıkıntılı üzerine bir de bu eklenince...Askerde olan annelerin psikolojisi de aynı."

"Nefret devlet politikası, halklar düşman değil..."

Nefretin devlet politikası olduğunu vurgulayan Gürbüz, halkların arasında düşmanlık olmadığını söyledi; televizyonları, gazetecileri ve aydınları sağduyulu davranmaya çağırdı.

"Kimse hedef gösterilmesin. Siyasi partiler çıkar sağlama peşinde, sonucun ne kadar kötü olabileceğini düşünmüyorlar. Partilerine yandaş bulmakla ilgileniyorlar, toplumsal barışın kötüye gidebileceğini düşünmüyorlar. Geri dönüşü zor olaylar umarım yaşanmaz. Çok büyük bedeller öder, büyük acılar yaşarız. Kürtlerin de, Türklerin de yararına değil..."

Kızının şu an PKK militanı olduğunu ifade ettiği bir annenin izlenimlerini aktaran Gürbüz, şöyle konuştu:

"Benim tedirginliğimi o da yaşıyor. Askerdeki anne ya da ben nasıl tedirginsem o da öyle... Devlet sağduyuyla bu sorunu çözüme ulaştırsın. Halkları düşman ederek sorun çözülmez. Bağırma, çağırma ve kışkırtma işe yaramıyor..." (GG)

**

Esir Asker Çağan'ın Ailesi Hiç Aramayan Devletten Haber Bekliyor

Halis Çağan'ın ağabeyi Murtaza Çağan, kardeşinin esir alındığı günden beri devlet, hükümet ya da ordudan kimsenin kendilerini aramadığını söyledi. Ailece "iyi bir haber" bekliyorlar...
BİA Haber Merkezi - Adana
23 Ekim 2007, Salı
Nilüfer ZENGİN

"Söyleyecek hiçbirşey yok, bekliyoruz".

Esir alınan askerlerden Uzman Çavuş Halis Çağan'ın ağabeyi Murtaza Çağan ailesiyle birlikte içinde bulundukları durumu böyle anlattı.

Fırat Haber Ajansı PKK'nin Hakkari Dağlıca'daki çatışmada sekiz askeri esir aldığını açıkladığını yazdı.

Dün (22 Ekim Pazartesi) askerlerin kimlikleri belirlendi.

Piyade erler: Ramazan Yüce (Mardin), İrfan Beyaz (Gaziantep), Mehmet Şenkul (Niğde), Nihat Başova (Konya/Cihanbeyli), İlhami Demir (Ağrı/Patnos), Fatih Atakul (Denizli), Özhan Şabanoğlu (Hatay)

Uzman çavuş: Halis Çağan (Adana/Tufanbeyli)

Kimse arayıp sormamış...

Murtaza Çağan'ın sesi soru sormayı güçleştirecek kadar dirençsiz, yorgun, belirsizlikten yaralı...

Çağan, anne ve babası ve diğer kardeşiyle birlikte Tufanbeyli'de elleri kolları bağlı "devlet büyüklerinden" bir haber beklediklerini söyledi.

Çağan ailesine ilk gün kardeşlerinin kaybolduğu haberi verilmiş, ondan sonra devletten, hükümmetten ya da ordudan kimse arayıp sormamış.

Halis Çağan yedi yıllık uzman çavuşmuş, üç aydır Yüksekova'daymış, 32 yaşındaymış. Ailesiyle en son Şeker Bayramı'nda telefonla konuşmuşlar, sesi, morali iyiymiş...

Murtaza Çağan, konuşacak halde değilim" diyor, ailesini sorunca son bir cümle kuruyor: "Onlar da yıkılmış durumdalar" .

Bu arada Hürriyet'in internetteki haberine göre esir askerlerin aileleri DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’a başvurarak çocuklarının kurtarılmasını istedi. Birdal, başvuruları TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na taşıyarak meclisin ailelere yardımcı olunmasını isteyecek.

Askerlerden Mehmet Şenkul (Niğde) ve İrfan Beyaz’ın (Gaziantep) aileleri DTP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’a başvurdu. Aileler, 1996 yılında Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’ndeki Ortaklar Karakolu baskını sırasında kaçırılan sekiz askerin serbest bırakılması için oluşturulan heyette İnsan Hakları Derneği Başkanı olarak yer alan Birdal’dan çocuklarının serbest bırakılması için girişimlerde bulunmalarını istediler.

Birdal, ANKA'ya yaptığı açıklamada, konunun insani boyutu olduğu gerekçesiyle başvuruları TBMM İnsan Hakları Komisyonu’na ileteceğini söyledi. (NZ)


Cevapla

“Köşe Yazıları” sayfasına dön