Vatandaş, bir avukatın yazıhanesine gelir. Duvarda büyük harflerle şu ikaz yer almaktadır. "DANIŞMADAN ÜCRET ALINMAZ." Vatandaş, buna güvenerek sorununu avukata açar, avukat da gerekli malumatı vatandaşa verir. Ona çay ısmarlar, tüm bu teşrifattan çok memnun olan vatandaş, avukata teşekkür ederek kapıya yönelir. Tam çıkmak üzereyken avukatın ikazıyla yerinde durakalır. "Danışma ücretini vermediniz", vatandaş şaşırmıştır. "Aman avukat bey, şuradaki yazıda Danışmadan ücret alınmadığı yazmıyor mu?". Avukat,"EE tamam yazıyor, danışmadan ücret almıyoruz. Ama, danışınca ücret alıyoruz. Sen de danıştın, ücreti öde bakalım. Danışmasaydın böyle bir şey talep etmeyecektim".(Av.Nusret Kadri SOYCAN)
*******
Avukat, cezaevinde sanıkla görüşmektedir. Sanık: "-Aman abi, ne olursun beni kurtar, beni savun". Avukat, "-Seni savunacağım ama, bana ödeyecek paran var mı?". Sanık, "-Ne demek abi, iki milyarlık çeki hemen yazayım, daha sonra da bi beş milyarlık çek daha keseyim, sen onu merak etme." Avukat, "-E o zaman davanı alabilirim, söyle bakalım, seni neyle suçluyorlar?" Sanık, "-Karşılıksız çek kesmek... (Av.Nusret Kadri SOYCAN)
*******
25 kişinin katili, idamla yargılanıyordu. Cezaevindekilerin ısrarı üzerine kendine bir Avukat tuttu. Avukat, sanığa
- "Bak şimdi, ben sana ne tembih edersem, mahkemede onu söyleyeceksin, hakim sana ne sorarsa ona lolo şeklinde cevap vereceksin" diye tembih etti. Nihayet duruşma başladı, hakim sordu:
-"Adın soyadın?", sanık:
- "lolo"
--"babanın adı?"
-"lolo"
-"kaç doğumlusun?"
-"lolo"
-"evli misin, bekar mısın?"
-"lolo"
-"sabıkan var mı?"
-"lolo"
Bu konuşmalar üzerine Avukat, hemen mahkemeden söz isteyerek araya girdi:
-"Efendim, gördüğünüz gibi müvekkilimin aklı başında değil, ne yaptığını bilmiyor, kendisinin bu yönden tetkikini talep ediyorum" dedi. Sanık, adli tıp'a sevkedildi ve TCK.46.maddesi gereği rapor alarak beraat etti. Ve avukatın yazıhanesine geldi, "Ee Avukat bey, çok uğraştın, yaman adammışsın, beni ipten kurtardın, sana teşekkür etmeye geldim" dedi. Avukat da "geçmiş olsun kardeşim, artık benim vekalet ücretimi ödermisin?" Sanığın avukata cevabı:
- "lolo", Avukat:
-"Yahu herkese lolo, bize de mi lolo", Sanık:
-"lolo, lolo sana da lolo" (Av.Nusret Kadri SOYCAN)
*******
Uzun yıllar önce Amerika'ya giden Temel, vatandaşlığı kazadıktan sonra jüri üyeliğine seçilir. Mahkeme'de bir mafya babasının davası görülmektedir. Duruşmadan önce babanın adamları Temel'i sıkıştırırlar, "Bak, sözlerimizi iyi dinle, Savcı idam istedi, sen de jüri de bunu müebbete çevireceksin, bunun karşılığında sana 500.000 Amerikan Doları vereceğiz. Ama eğer beceremezsen kendini ölmüş bil" derler. Yargılama biter, jüri karar vermek üzere toplatnı salonuna çekilir. Üç gün üç gece şiddetli tartışmalardan sonra nihayet karar açıklanır. MÜEBBET HAPİS. Babanın adamları, Temel'i bulur, parayı ona teslim ederler. Ve neden bu kadar uzun görüşmeler yapıldığını sorarlar, Temel'de "yahu kardeşim, tüm jüri üyeleri, sanığın beraatini istediler, bunu müebbete çevirinceye kadar akla karayı seçtim, ama nihayet başardım" der. (Av.Nusret Kadri SOYCAN)
*******
(Gerçek Olay) "İstanbul Adliyesi'nde Avukatlık Stajı yapıyordum, bir gün koridorda dolaşırken elinde evraklar, banka oturmuş tuh tuh diyen bir ihtiyarla karşılaştım. Yanına oturdum. "Amca ne derdin var" diye sordum. Adam "sen de kimsin" diyerek ters ters yüzüme baktı. Ben de ona "stajyer Avukat olduğumu söyledim. Amca stajyeri bir tarafa attı "ha demek Avukatsın" diyerek başladı derdini anlatmaya. Bir apartmanda kapıcı olarak çalışıyormuş, kıdem tazminatını vermeden yönetici işine son vermiş, dava açmış ancak hakim davasını reddetmiş. Amcaya "neden bu hakimi reddetmedin" diyerek teselli vermeye çalıştım. Benim bu lafımı duyan amca, elindeki evraklarla beraber duruşma salonuna daldı, hakim, bir başka davayı görüyordu, ancak amca, hakime karşı bağırmaya başladı, "şu evraklarımı incelemedin, benim davamı reddettin, bunlara da bak", diyordu. Hakim ise, "bak dede davan bitti, istersen temyiz et" diyerek karşılık verdi. Dede bağırıyordu, derken hakim, yapma dede, şimdi seni tutuklatırım dedi, dede de "tutuklatırsan tutuklat, ben herşeyi göze aldım, dışarda avukata danıştım, ben de seni reddediyorum" diyerek hakime karşılık verdi. Bunun üzerine hakim, "hangi avukatmış bunu diyen, getir onu karşıma dedi, bu sözleri duyar duymaz hemen üçüncü kata, diğet stajyer arkadaşların yanına kaçtım, daha sonra iki polis memurunun dedeyi adliyeden dışarı çıkardığını gördüm, aradan yarım saat geçmişti, ben de yemek yemek için adliyeyi terketmek istedim, ancak, bir de ne göreyim dede karşıdaki binbirdirek sarnıcının duvarına dayanmış dikkatle kapıda beni bekliyordu. Arkadaşlardan bir kaşkol alarak dedeye görünmeden oradan sıvıştım. Bir daha da olur olmaz yerde fikir beyan etmemeye yemin ettim." (Av.K.Soycan)
*******
(Gerçek Olay) "Askerliği bitirip İpsala'da hazine Avukatı olarak göreve başlamıştım. Heyecanlıydım. İlk duruşmama girecektim. Vatani görevim sırasında stajda edindiğim yarum yurum bilgiler de kafamdan gitmişti. Duruşmaya girdim, Hakim, nezaketle oturmamı işaret etti. Daha sonra "keşif yapacağız ne diyorsun" diye sordu, ben de oturduğum yerden "ben keşif istemiyorum" siz taleple bağlısınız, bu dosyaya derhal karar verin diyerek hakime karşılık verdim. Hakim bu cevabım karşısında epeyce hiddetlenmişti, babacan tavırları bırakıp hiddetle bir iç çektikten sonra, sert bir sesle "gereği düşünüldü" dedi, ben oturduğum yerde istifimi hiç bozmadan duruyordum. Hakim, aynı şiddetti bir defa daha "gereği düşünüldü" diyerek tekrar etti, ben de "düşünün hakim bey, ben de düşünüyorum" diyerek istifimi hiç bozmadan karşılık verdim. Hakim, patlayacak vaziyete gelmişti, "Avukat bey, Avukat bey, karar veriyorum, gereği düşünüldü dendiği zaman ayağa kalkılır" diye şiddetle bağırdı. Ben de askerden alıştığım bir çeviklikle esas duruşta ayağa kalkıp "emredersiniz komutanım" diyerek bağırdım. Diğer Avukatlar ve hakim gülüşmeye başlamışlardı. Bu benim için iyi bir ders oldu. (Av.K.Soycan)
*******
Laz Hakimin karşısına Kürt sanığı getirirler, Hakim, suçu nasıl işlediğini sanığa sorar, sanık da "vallahül azim, Hakim Begim, ben kırkuzluk yapmadım, kimsenin malını çalmadum" der. Hakim de "ula evladum, kırkuz değil hirsuzluk yapmadum, kimsenun malunu çalmadum diyeceksun, kırkuz olur mu bunun doğrusu hirsuzdur" der. (Av.K.Soycan)
*******
(Gerçek Olay) "Şu anda Bolu Hakimi olarak görev yapan Hakim S. B. ile bir keşfe gitmiştik. Hakim, çok az zamanı olduğunu, hemen bilirkişi bulmamı söyledi. Ben de köy kahvesine girdim. Bakışlarından zeki biri olduğunu anladığım kişiye sen dava konusu yeri biliyormusun diye sordum. Onun da olumlu cevabı üzerine Hakimin karşısına getirdim. Hakim, adama hiçbir şey sormadan zapta kimlik bilgilerini geçirmeye başladı. Fakat o ikide bir "efendim birşey soracağım" diyerek hakimin sözünü kesiyor, hakim ise "sus, sen benim sorduklarıma cevap ver" diyerek bağırıyordu. Nihayet kimlik bilgileri alındı ve hakim adama "tamam şimdi söyle ne söyleyeceksen, sor ne soracaksan" dedi, açıkgöz adam "Hakim bey, ben bu davada davalıyım acaba bilirkişilik yapabilirmiyim diye soracaktım" şeklinde cevap verdi." (Av.K.Soycan)
*******
(Gerçek Olay) "İpsala Adliyesi'nin dar bir Hakim odasında çok taraflı bir dava görülüyordu. Odanın içi davacı, davalı, tanıklar ve Avukatlarla hınca hınç doluydu. Hakim, davacıdan delillerini sordu. O da, tanık beyanlarına, keşfe ve tapu kayıtlarına dayandığını ifade etti. Bu arada söz sırası davalıya gelmişti. Hakim, davalıya "sen neye dayanıyorsun" diye sordu, davalı da odanın en dip kenarından hakime cevap verdi "ben kapıya dayanıyorum efendim". (Av.K.Soycan)
*******
(Gerçek Olay) "Bundan onbeş yıl kadar önceydi, Avukatlığa henüz ısınıyor, yeni yeni para kazanıyordum. Bir gün bir davadan epeyce büyük miktarda bir Avukatlık Ücreti tahsil ettim. Arkadaşlar bunu ıslatmamız gerektiğini söylediler. Beraberce dört kişi ilçemizdeki bir pastaneye girdik. Dört kişi hepimiz de doksan kilonun üstünde iri yarı adamlardık. Pastacı Şakir'e bize dört tane çatal dört tane limonata bir kalıp da muzlu pasta getirmesini söyledim. Çatallar ve pasta soframıza geldi. Pastacı Şakir, limonataları daha masaya getirmeden. Birinci kalıp pasta bitmişti. Arkadaşlar "bu bizi kesmedi, bir kalıp daha getir" dediler. Onu da Allah'ın izniyle tükettik. Sonra "bu da kesmedi" diyerek bir tane daha ısmarladık. Pastalar limonatalar bitmiş, keyif sigaraları yakılmıştı. Bu arada Şakir de sohbete iştirak edip masamıza oturdu. Dereden tepeden konuşurken bir evi olduğunu onu yıkıp yerine apartman yapmak istediğini, ancak kiracıyı çıkaramadığını anlatarak ne yapması gerektiğini sordu. Ben de kendisine hangi hukuki yollardan gideceğini izah ettim. Neyse, vakit ilerlemişti, hesabı ödeme zamanı gelmişti. Şakir'e hesabı sordum. Borcumuzun 5 bin lira olduğunu söyledi. Bunun üzerine kendisinden 5 bin lira istedim, o da 10 bin lira vereceğimi düşünerek kasadan 5 bin lira verdi, 5 bin lirayı alır almaz kapıya doğru yöneldim. Şakir arkamdan bağırdı "Avukat bey 10 bin lira vermeyi unuttun" ben de hayır unutmadım, sen bir avukata danışmanın kaç para olduğunu biliyormusun diye sordum. O da saf saf bilmiyorum cevabını verdi. Ben de danışma ücretinin 10 bin lira olduğunu, bunun 5 bin lirasının yediğimiz pasta ve limonatalara gittiğini, 5 bin lira da kasadan aldığımı, böylece borcu kalmadığını ifade ettim. Bunun üzerine Şakir, "amma tehlikeli adammışsın" bundan sonra sana soru sormak şöyle dursun, nasılsın iyimisin diye sormak dahi.. diyerek serzenişte bulundu. Bu arada hepimiz birden gülüşmeye başladık, Şakir'e 10 bin lirasını vererek oradan uzaklaştık." (Av.K.Soycan)
*******
(Gerçek Olay) "K.Çekmece 3. As.Huk. Mahkemesindeki duruşmamı beklerken, hakim başka bir davaya geçti. Dava BOŞANMA davasıydı. Davacı vekili hakime dönerek "-efendim şimdi dinleteceğimiz tanık, TARAFLARIN MÜŞTEREK ÇOCUKLARIDIR" açıklamasını yaptı, hakim "tamam anladım" dedi. Tanık çağrıldı, hakim sordu :" TARAFLARI TANIR MISIN? AKRABALIK VAR MI?" (Ben kendimi dışarıya zor attım)." (Av.Muzaffer Sarı)
*******
(Gerçek Olay) "Fatih Adliyesinde, bir Asliye Ceza Davası için sıramı bekliyordum. Hakim, başka bir davanın duruşmasına geçti. Bu davada "Müşteki" olduğunu söyleyen bir vatandaş geldi ve hakim kendisine sordu.
- Şikayetçi misin?
- Evet şikayetçiyim Hakim Bey.
- Tanığın var mı?
- (Kendinden son derece emin bir şekilde) VARDIR Hakim Bey
.- İsmini söyle de çağırıp dinleyelim.- CENABI ALLAH'TIR Hakim Bey." (Av.Muzaffer Sarı)
*******
(Gerçek Olay) "Bir meslektaşımın başından geçen gerçek bir olay: Mahkemede görülen boşanma davasında davacının Avukatı karşı tarafın getirdiği yalancı şahitlerin beyanlarından bıkmıştır. Davacı aile dostu olduğundan dolayı, olayların iç yüzünü bilmektedir ve yalancı şahitlerin beyanlarından dolayı çok kızmıştır. Zira bu beyanlardan dolayı davayı kaybetmek üzeredir. Hakimden söz alır ve "Hakim Bey, keşke tarafları ve tanıkları bir yalan makinasına bağlama imkanı olsa , o zaman bütün hakikat çıplaklığı ile ortaya çıkacaktır" der. Hakim bey gereği düşünüldü der ve ekler: Davacı vekilinin yalan makinasına bağlanma talebinin reddine.." (Av.Süleyman Gürkök)
*******
(Gerçek Olay) "Köy yerinde görülen bir Men'i müdahale davasında Hakime hanım, katibe hanım ve ben Avukat olarak keşfe gitmiştik. Yaz günü olduğu için köyde bilirkişilik yapacak insan bulunamadı. Ben bize rastlayan yaşlı bir teyzeyi görünce hakime hanıma seslenerek "hakime hanım bu bayanı bilirkişi yapalım" dedim. Oradan mahkemenin mübaşiri hemen atıldı " Ama efendim kadından bilirkişi mi olur" diye. Sonra hepimiz birbirimize bakarak gülüştük." (Av.Sibel Gürkök)
*******
(Gerçek Olay) "4650 sayılı kamulaştırma kanununda değişiklik yapan kanunun 14. maddesinin son cümlesi: "Açılan davaların sonuçları dava açmayanları etkilemez." (Mehmet Temel'den)
*******
(Gerçek Olay) "Savcı bir tanıdığım anlatmıştı: Gerçekten yaşanmış bir olay olduğunu söyledi: Bir kumarhaneye polis baskın düzenler. Bu sırada aynı masada kumar oynamakta olan dört kişiden biri masanın altına yanında bulunan uyşturucu maddeyi atar. Polis bunu bularak dördünü de gözaltına alır. Sorguları için hakim karşısına çıkarılırlar fakat her biri de suçu inkar etmektedir. İçlerinden biri avukat tutmuştur. Hakim geri kalan üçünü serbest bırakıp avukatı olanı tutuklar. Gerekçe olarak da; suçlu olmasaydı avukat tutmazdı der." (Aydın Özdemir)
*******
(Gerçek Olay) "Şişli Asliye Hukuk Mahkemesinde duruşma salonunda sıramızı bekliyoruz. Görülmekte olan davada davalıların adres tespiti için zabıta araştırması istenilmiş. Zabıtaca gönderilen sonuçları Hakim okuyor: (dava Florance Natingale hastahanesinde yapılan yanlış müdahaleden kaynaklanan tazminat davası ) "Zabıta tahkikatı istenen dr.xxxxxx halen adreste mevcut olduğu, Florance Natingale isminde birisinin ise tanınmadığı anlaşılmıştır!". Hakim ve salondaki herkes gülmekten katılıyor. Hakim herhalde görevli laz ve saat 12 den sonra yapmış araştırmayı diyor." (Av.Mehmet Yavuz)
*******
(Gerçek Olay) "Üsküdar İcra Tetkik Mercii müdiresinin icra memuru olarak çalıştığı dönemde hacze çıkıyorlar. Borçlunun adresine geliyorlar ki erkekler hamamı! Borçluyu çağırıyor dışarı, borçlu uyanık gelmiyor. Kendiside bayan içeri giremiyor, mecburen işlem yapamadan geri dönüyorlar." (Av.Mehmet Yavuz)
*******
(Gerçek Olay) "Kars'da iki aşiret arasında bir yaylanın mülkiyeti konusunda ihtilaf uzun zaman dava olmadan sürmüş, bu durum bayağı kavgalara sahne olmuştu. Derken bir vali bir gün iki aşiretin reisleri olan Hasso ve Cello' yu biraraya getirerek "kanun var, nizam var, hükümet var, siz bu konuyu mahkemeye götürün" der ve doğal olarak dava başlar. Hasso ve Cello karşılıklı davacı ve davalıdırlar. Dava sürer, taraflar keşif talebinde bulunur, yapılan her keşfe birisi itiraz ederken bir yandan tecrübesiz hakimler, diğer yandan da her keşifte bulunamayan teknik elemanlar yerine başka niteliklerde bilirkişilerin götürülmesi nedeni ile raporlara itirazlar , bunların zorunlu olarak kabulü nedeni ile dava uzadıkça uzamış ve bu arada 30 yıl geçmişti. Nihayet deneyimli bir hakim gelmiş ve hükme yeterli keşfi yapmış ve kararını açıklamıştı. Sonuç "... mevkii,... yerde bulunan gayrımenkulün mülkiyetinin Hasan'a ait olduğunun tesbitine ve adına tesciline, Celal'in müdahalesinin men i ne karar verildi." Cello Türkçe bilmediği için hakimin sözlerinden birşey anlamamıştı. Davayı kazanan Hasso Türkçe anladığı için gülümseyerek dışarı çıkarken, Cello onun yanına yaklaşarak "çı bu, tu çıma dıkenni?" (ne oldu?neden gülüyorsun) diye sorunca hasoo: kürtçe "davayı ben kazandım, yayla benim" der.Türkçe bilmemekle birlikte çok cin olan Cello , Hasso'ya doğru dönerek; "eee hıkmate ıssa gooo, le ara mı te e çı bıbe?" Türkçesi : "Hükümet böyle dedi, ama bizim aramızda durum ne olacak?" (Av.Fuat Aldemir'den)
*******
(Gerçek Olay) "Yaklaşık 30 yıl önce Ağrı'da "Topal Tahir lakaplı babacan Azeri bir hakim vardı. Dava bir kadının fuhuş yaparken yakalanması nedeni açılmıştı. Olay, vukuu takip eden kısa sürede hakimin önüne gelmişti ve topal Tahir sordu: "eye sen eşne-fişne yapırmışsın, ne diirsen?"kadın: "Vallah billah ben bişey yapmadım.Ben namuslu bir kadınım hakim bey." derken Topal Tahir'in gözü o sırada kadının sol bacağındaki çoraba takılmıştı ve kadının çorabı aşağılarda idi, belli ki toparlanamadan polis adliyeye getirmişti. Kadın bu sırada devam ediyordu "vallaha ben namuslu bir kadınım hakim bey". Bunun üzerine Topal Tahir sanık kadına çorabına baka baka ; "eye bellidir belli, senin namuslu olduğun çorabından belli. "diyerek kadını cezaevine gönderdi." (Av.Fuat Aldemir'den)
*******
(Gerçek Olay) "Olay halen Yargıtayda hakim olan annemin başından geçiyor: Annem 1982de XXX ilinin XXX ilçesinde Ağır Ceza Mahkemesi üyesi...Bir davanın keşfi için ücra bir köye gittiklerinde bir yaşlı teyzeye olayla ilgili bir soru soruyor.. Kadının yanıtı tam şok..Kadın "Hadi ordan şeytanın tohumu! Sen beni salak mı sandın? Ben padişahın kadınları kadı yapmadığını biliyorum" diyor. Annem acaba akli dengesi mi bozuk diyor ve diğer insanlara da soruyor ama maalesef tüm cevaplar aynı! Neredeyse hiçbirinin Cumhuriyetten haberi yok. Atatürk’ ü biliyorlar ama Cumhuriyetin manasını bilmiyorlar. (Baran Doğan'dan)
*******
"Bir yaz günü İki arkadaş kahvede oturuyorlar ve; arkadaşlardan biri avukatın kahvenin önünden geçtiğini görür ve arkadaşına; " anlaşılan hava acayip soğuk !... ", diğer arkadaş şaşırmışcasına, " nerden çıkardın?... " der. " Baksana avukatın eli kendi cebinde!... " (İlker Korgan'dan)
*******
(Gerçek Olay) ERTAN BEYİN CÜBBESİ "Olayın kahramanı Av.Ertan! Adliye koridorunda duruşma saatini beklemektedir. Her naılsa cüppesini yanına almamıştır. Büro personeli Hüseyin'in orada olduğunu far eder. Ertan -Hüseyin, acilen bana bürodan cübbemi getir! Hüseyin-Ağabey cübbe nerede? Ertan -Büroda! Gültenin masasının civarında olacak! Hüseyin koşa kaşa büroya gider. Sekreter Gülten'in masasında o gün tamir için terziye getirdiği siyah etek durmaktadır katlanmış halde. Hüseyin kaptığı gibi adliyeye koşar ve can hıraş yetiştirir Ertan'a. Mübaşir avazı çıktığı kadar bağırmaktadır."Avukaaaat Ertaaan!!!" diye. Ertan bey kaptığı gibi Hüseyin'in elinden siyah eteği dalar duruşma salonuna! Bir yandan da eteği cübbe gibi giymeye çalışır, ama nafile. İşin farkına varan hakim seslenir Ertan'a; "Avukat bey ne yapıyorsunuz?". Ertan bey cevap verir" Cübbemi giymeye çalışıyorum hakim bey!" (Tevfik Aşlama'dan)
*******
Komik ve Gerçek Olaylar (2)
-
ZAGROS
- Moderator

- Mesajlar:9466
- Kayıt:28 Şub 2007 22:02
- Ruh Hali:Huzurlu
- Cinsiyet:Erkek
- Burç:Koç
- Takım:Fenerbahçe
Re: KOMİK VE GERÇEK OLAYLARRR (2)
:komik10 ikinci olay hakaten komik
Re: Komik ve Gerçek Olaylar (2)
burası türkiye herşey normaldir
-
SEYDUNA
- Yarbay

- Mesajlar:2624
- Kayıt:10 Şub 2007 23:46
- Ruh Hali:Mutlu
- Cinsiyet:Erkek
- Burç:Koç
- Takım:Fenerbahçe
Re: Komik ve Gerçek Olaylar (2)
25 kişinin katili, idamla yargılanıyordu. Cezaevindekilerin ısrarı üzerine kendine bir Avukat tuttu. Avukat, sanığa
- "Bak şimdi, ben sana ne tembih edersem, mahkemede onu söyleyeceksin, hakim sana ne sorarsa ona lolo şeklinde cevap vereceksin" diye tembih etti. Nihayet duruşma başladı, hakim sordu:
-"Adın soyadın?", sanık:
- "lolo"
--"babanın adı?"
-"lolo"
-"kaç doğumlusun?"
-"lolo"
-"evli misin, bekar mısın?"
-"lolo"
-"sabıkan var mı?"
-"lolo"
Bu konuşmalar üzerine Avukat, hemen mahkemeden söz isteyerek araya girdi:
-"Efendim, gördüğünüz gibi müvekkilimin aklı başında değil, ne yaptığını bilmiyor, kendisinin bu yönden tetkikini talep ediyorum" dedi. Sanık, adli tıp'a sevkedildi ve TCK.46.maddesi gereği rapor alarak beraat etti. Ve avukatın yazıhanesine geldi, "Ee Avukat bey, çok uğraştın, yaman adammışsın, beni ipten kurtardın, sana teşekkür etmeye geldim" dedi. Avukat da "geçmiş olsun kardeşim, artık benim vekalet ücretimi ödermisin?" Sanığın avukata cevabı:
- "lolo", Avukat:
-"Yahu herkese lolo, bize de mi lolo", Sanık:
-"lolo, lolo sana da lolo" (Av.Nusret Kadri SOYCAN)
*******
Uzun yıllar önce Amerika'ya giden Temel, vatandaşlığı kazadıktan sonra jüri üyeliğine seçilir. Mahkeme'de bir mafya babasının davası görülmektedir. Duruşmadan önce babanın adamları Temel'i sıkıştırırlar, "Bak, sözlerimizi iyi dinle, Savcı idam istedi, sen de jüri de bunu müebbete çevireceksin, bunun karşılığında sana 500.000 Amerikan Doları vereceğiz. Ama eğer beceremezsen kendini ölmüş bil" derler. Yargılama biter, jüri karar vermek üzere toplatnı salonuna çekilir. Üç gün üç gece şiddetli tartışmalardan sonra nihayet karar açıklanır. MÜEBBET HAPİS. Babanın adamları, Temel'i bulur, parayı ona teslim ederler. Ve neden bu kadar uzun görüşmeler yapıldığını sorarlar, Temel'de "yahu kardeşim, tüm jüri üyeleri, sanığın beraatini istediler, bunu müebbete çevirinceye kadar akla karayı seçtim, ama nihayet başardım" der. (Av.Nusret Kadri SOYCAN)
he valla lolo
- "Bak şimdi, ben sana ne tembih edersem, mahkemede onu söyleyeceksin, hakim sana ne sorarsa ona lolo şeklinde cevap vereceksin" diye tembih etti. Nihayet duruşma başladı, hakim sordu:
-"Adın soyadın?", sanık:
- "lolo"
--"babanın adı?"
-"lolo"
-"kaç doğumlusun?"
-"lolo"
-"evli misin, bekar mısın?"
-"lolo"
-"sabıkan var mı?"
-"lolo"
Bu konuşmalar üzerine Avukat, hemen mahkemeden söz isteyerek araya girdi:
-"Efendim, gördüğünüz gibi müvekkilimin aklı başında değil, ne yaptığını bilmiyor, kendisinin bu yönden tetkikini talep ediyorum" dedi. Sanık, adli tıp'a sevkedildi ve TCK.46.maddesi gereği rapor alarak beraat etti. Ve avukatın yazıhanesine geldi, "Ee Avukat bey, çok uğraştın, yaman adammışsın, beni ipten kurtardın, sana teşekkür etmeye geldim" dedi. Avukat da "geçmiş olsun kardeşim, artık benim vekalet ücretimi ödermisin?" Sanığın avukata cevabı:
- "lolo", Avukat:
-"Yahu herkese lolo, bize de mi lolo", Sanık:
-"lolo, lolo sana da lolo" (Av.Nusret Kadri SOYCAN)
*******
Uzun yıllar önce Amerika'ya giden Temel, vatandaşlığı kazadıktan sonra jüri üyeliğine seçilir. Mahkeme'de bir mafya babasının davası görülmektedir. Duruşmadan önce babanın adamları Temel'i sıkıştırırlar, "Bak, sözlerimizi iyi dinle, Savcı idam istedi, sen de jüri de bunu müebbete çevireceksin, bunun karşılığında sana 500.000 Amerikan Doları vereceğiz. Ama eğer beceremezsen kendini ölmüş bil" derler. Yargılama biter, jüri karar vermek üzere toplatnı salonuna çekilir. Üç gün üç gece şiddetli tartışmalardan sonra nihayet karar açıklanır. MÜEBBET HAPİS. Babanın adamları, Temel'i bulur, parayı ona teslim ederler. Ve neden bu kadar uzun görüşmeler yapıldığını sorarlar, Temel'de "yahu kardeşim, tüm jüri üyeleri, sanığın beraatini istediler, bunu müebbete çevirinceye kadar akla karayı seçtim, ama nihayet başardım" der. (Av.Nusret Kadri SOYCAN)
he valla lolo

