Almanya’da ‘Rosa Lüxembourg’ Tartışması

Gündemdeki olaylar,tartışmalar
Cevapla
Kullanıcı avatarı
Siyabend
Belawela Muhtarı
Belawela Muhtarı
Mesajlar:19658
Kayıt:15 Eki 2006 12:05
Ruh Hali:Mutlu
Cinsiyet:Erkek
Burç:Kova
Takım:Galatasaray
Almanya’da ‘Rosa Lüxembourg’ Tartışması

Mesaj gönderen Siyabend » 31 May 2009 14:57

1919’da katledilen Alman devrimci Rosa Luxemburg’un mezarında başka birinin cesedinin bulunduğu iddiasının ortaya atılması üzerine, Rosa Luxembourg Vakfı “Rosa devlet kararıyla öldürüldü ve devlet kararıyla da naaşı yok edilmek istendi” diye tepki gösterdi.

Haftalık Der Spiegel dergisi tarafından Cuma günü ortaya atılan iddianın gerçekliğini ispat etmek için, Lüxembourg'un Polonya'da yaşadığı tahmin edilen yeğenine ait DNA örnekleri ile karşılaştırma yapılması isteniyor.

İddia Berlin'de bulunan Charite adlı hastanenin adli tıp bölümü direktörü Dr. Michael Tsokos tarafından ortaya atılmıştı. Dr. Tsokos, onyıllardır hastanede bulunan bir cesedin büyük ihtimalle Alman sosyalist devrim liderlerinden Rosa Lüxembourg'a ait olabileceğini iddia etmişti. Rosa Lüxembourg'un 1919'da öldürüldükten sonra vücuduna taşlar bağlanarak bir kanala atıldığı ve daha sonra tekrar bulunarak toprağa verildiğini hatırlatan Tsokos, birçok çelişkili bilginin söz konusu olduğunda ısrar ediyor.

Dr. Tsokos'a göre, Berlin Charité Hastanesi adli tıp bölümü başkanı Michael Tsokos, sözü edilen kadın cesedinin 1919’dan bu yana adli tıp bodrumunda bulunduğunu ve yapılan bilgisayar tomografisi sonucuna göre Rosa Luxemburg’a ait olabileceğini iddia ediyor. Tsokos’un hazırladığı rapora göre cesedin, öldürüldüğü zaman 40 ila 50 yaşları arasında, artrose hastalığına yakalanmış ve bacaklarının uzunluğu birbirinden farklı olan bir kadına ait. Doğumunda yaşanan bir rahatsızlıktan ötürü farklı uzunlukta bacakları bulunan Lüxembourg'ta öldürüldüğünde 47 yaşındaydı.

ESKİ OTOPSİ ÇELİŞKİLER BARINDIRIYOR

Charite hastanesi adli tıp bölümü, 1919 haziranında yapılan otopsi ve ardından hazırlanan raporun çelişkili olduğunu açıkladı. 13 Haziran 1919’da Berlin-Friedrichsfelde mezarlığına gömülen bedenin, Rosa Luxemburg’un anatomik verileriyle uyum içinde olmadığı belirtiliyor. 1950 yılında Doğu Alman Yönetimi tarafından mezarından çıkarılan ve tekrar otopsisi yapılan Lüxembourg'un bacak uzunluğunun aynı olması da Dr. Tsokos'un iddiasını güçlendiren başka bir kanıt.

Dr. Michael Tsokos iddialarının kanıtlanması için Lüxemboug'a ait saç tellerinin ve ya herhangi giyecek eşyası ya da şapkanın incelenmesinin yeteceğini de kaydetti. Tsokos, Rosa Lüxembourg'un Polonya'da yaşadığı sanılan yeğeniyle yapılacak DNA karşılaştırmalarının da düğümü çözebileceğini belirtti.

Rosa Luxembourg üzerine çalışmaları ile bilinen Jorn Schutrumpf, bulunan cesedin gerçekten de Luxemburg’a ait olabileceğini, dönemin doktorlarının askerleri memnun etmek için cesedin Lüxembourg'a ait olduğunu rapor etmelerinin mümkün olduğunu söyledi.

Rosa Luxembourg Vakfı da bulunan naaşın Rosa Luxembourg’a ait olması ihtimalinin yüksek olduğunu söylerken, “Rosa Luxembourg devlet kararıyla öldürüldü ve devlet kararıyla da naaşı yok edilmek istendi” diye tepki gösterdi.

Bu arada Die Linke yöneticisi Gergor Gysi de federal hükümete çağrıda bulunarak iddia edilen cesedin Rosa Lüxembourg'a ait olup olmadığının araştırılmasını istedi.

1871'te Polonya'da Yahudi bir tüccarın kızı olarak dünyaya gelen Rosa Lüxembourg, 1898'te geldiği Almanya'da Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve 2. Enternasyonal içerisinde politika yaptı. Almanya'nın 1. Dünya Savaşı'na girmesine karşı çıkmayan SPD ile yolları ayrılan Lüxembourg, 5 Ocak 1919'da başlayan Spartakist Devrime öncülük etti. 19 Ocak 1919'da mücadele arkadaşı Karl Liebknecht ile birlikte yakalandı. Devrimi bastırmakla görevli olan ve bizzat SPD tarafından yönetilen milis kuvvetlerince katledilen Lüxembourg'un cesedi Spree adlı kanala atıldı.

ANF NEWS AGENCY


Cevapla

“Gündem & Haberler” sayfasına dön