Sesi ıslaktır artık rüzgarın
Karabulutlar göğüne düştü yolum
Uzun uzak yollardayım
Ürperir yüreğim
Bir pencerenin önünde, ellerimde yüzüm
En dalgın yerimden otobüsler geçer
Sen hep ayrılıkların ismisin
Ben umutların adresi
Ve ben bu saatlerde sendeyim
Gözlerimde bir yıldız,
Ellerimde karanfiller
Sen sıcak bir dağ rüzgarısın hep bu saatlerde
Gecenin sevda kokan şafakların parıltısındasın...
Bilmem kaç bin yıl oldu son gidişin
habersiz, buruk
Ve karanlık çizerdin çekip giderken
Mehtap seni çizerdi,
Sen güneşe dönüşürdün,
Güneş sana
Kasırgalar kopacak yüreğimin sahillerinde
Sensizliğe lanetler yağacak yine
Ne otantik bir masal
Ne mitolojik bir efsane,
Ne de sosyolojik bir vaka olacaksın.
Seni denizlerin derinliklerinde saklayacağım
Bulamayacak seni hiç bir sevda korsanı
Ve kaygısızca yakamozları bırakıp gider mehtap
Gecenin koyu katmer karanlığına gizlenir umut
Yürek topraktan yana vurur
Ben geceye sitem eder dururum
Arzularım coşkundur denizlere ulaşamam,
Denizler ulaşmaz bana boğulurum...
Ve ben barışın en koyu tonunu saklarken yüreğimde
Sana yazılan şiirlere kurşun,
Ağıtlara zincirler gerilir,
Karanfil kokulu ellere bıçaklar bilenir,
Yüreğime akan yüreklere tel örgüler çekilir...
Gözlerine çalar gecenin rengi
Ve ben yeşertiyorum yeniden ezik düşlerimi
Kaç şafakta hançer yedim dört yanımdan
Kaç ölüm yaşadım yeni doğuşlarda
Kaç bin ölüm...
Tutsaklığımı yargılar,
Sensizliği idam ederim
Bağrımda yeşerir özlemlerin efsunu
Hala seni arıyorum çırılçıplak coğrafyamda
Hala sürgün mü mevsimlerim
Hala yok musun vardan öte, ötelerin yakınlığında
Hala ağlıyor musun yalnız, kimsesiz,
onurlu ve bensiz
Bensizliği idam et hadi
Canlanayım tekrar avuçlarında
Yıkılsın firavunların sarayları
Nemrutların tahtı
Yeniden doğayım gözlerinin güneşlerinde
Gel hadi!
Durulsun deryaları göz kapaklarımın
Çözülsün dili ezgilerimin, yankılansın
Yankılansın, yankılansın...
chiko yazmış bu şiiri, Yılmaz ALP yanılmıyorsam



