Yaşanılan her şeyi bir köşeye bırakıp,küçük bir soruna tutunmak ve sonunda hüzünlü bir sonuç anlaşılmamak!
Bütün uğraşmaların seni anlayabilmesi içindi oysaki!
Gün geldi bir çok düşüncelerinin tersine hareket edersin seni anlayabilmesi için,seni anladıktan sonra zaten kendini ona anlatacaksın diye hayal ediyorsun.
Belki bu kadar uğraşmasaydın ya da umut bağlamasaydın,
seni anlayaması bu kadar zoruna gitmez!
Esasında anlaşılmamak,anlaşılmak kadar doğal bir sonuçtur!
Bu sonuca baştan insan hazır olmalı!
Sorun şu ki aradan geçen zaman,yaşanılan duygular
anlaşılmama mevzusunun hüznünü daha çok artırıyor!
İster dostluk olsun,ister aşk anlaşıldığını bilmek insana cayip bir mutluluk verir!
Anlaşılmadığı hissettiğin an,üzerine ağır bir yük binmiş gibi hissedersin!
Ya pes edip işin peşini bırakırsın,ya da sil baştan kendini karşı tarafa anlatmaya çalışırsın...
"Sen beni,benim seni anladığım kadar anlamıyorsan ben ne yapayım" diye serzenişte bulunmakta var ama olmuyor,
insan bir noktadan sonra kullandığı her kelimeyi itinayla seçme gereği hissediyor.Belkide anlaşılmamanın nedeni yanlış algılanan kelimelerdir!
İnsan niye anlaşılmadığını bilirse ona göre hareket eder
ama benim gibi sebebini bilmiyorsa
böyle bön bön etrafına bakar!
Bilmiyorum arkadaş,niye anlaşılmadığımı bilmiyorum!
Anlaşılmamak....
çok basit mühim olan önce insanın kendini anlaması kendini anladıktan sonra kendinle çelişkiye düşmedikten sonra birilerinin seni anlayıp anlamamsı umrunda bile olmuyor şahsen beni birileri anlasın yada anlamsın zerre kadar ilgilendirmiyor birilerini suçlamak hata önce insan kendisi için var olmalı neden var olduğunu bilmeli birileri için değil



